TNF Cappadocia Ultra Trail 60k Yarış Raporum…

Kendi adıma çok istediğim gibi geçmese de 24 ekim 2015 günü kapadokya da koştuğum 62,5 km’lik parkur mesafesinde ki The Northface Kapadokya Ultra Trail yarışı ile ilgili deneyimlerimi aktarmak istiyorum.

Koşacağım en uzun mesafeydi, daha önce yol maratonlarını ve Aydos ve Çekmeköy ‘deki 30-35 km arası mesafeleri saymaz isem, biri İznik 46, diğeri de Frig Ultra 42 km olmak üzere 2 ultra maraton parkurunu tamamlamıştım.

Yarıştan 1 gün önce cuma sabahı Kayseri’ye vardım. Hava alanında, aynı uçakta 13 kişiydik
ve organizasyonun güzel bir hizmeti olan transfer aracı ile ücretsiz olarak, Ürgüp’e ulaştık. Otele yerleştik. Planımda otele varır varmaz bir miktar uyumak vardı ki, bir gün önce iş dönüşü yoğun trafik ve uçak için sabah erken kalkış nedeni ile pek fazla uyuyamamıştım. Ancak öyle olmadı ve organizasyon alanı, arkadaşlarla sohbet vs derken ancak öğleden sonra sadece 1 saat dinlenme fırsatım oldu.

Klasik olacak ama ben de yarış öncesi gece fazlaca uyuyamadım. Hatta gece bir ara fazla
su içmekten olsa gerek, midemdeki sıkıntı ile uyandım ve ancak uzunca bir süre sonra uykuya dalabildim.Sabah erken kalktık, midem fazlaca iyi olmadığı için ufak bir tabak süt ve mısır gevreği ile kahvaltımı yaptım.

Koşu alanına kaldığımız otelden 7-8 dk’lık yürüme ile ulaştık. Koşu sonrası kullanacağımız
eşyaları drop box bölümüne bıraktık. Alana girişte numara kontrolü sonrası,arkadaşlar ile sohbet, fotograf çekimleri sonrasında, koşuya hazırdık.

 12043166_1240742899284667_2642597031046855258_n

Sabah saatlerinde yağmur yağacağını bekliyorduk ama başlangıç itibari ile hava gayet iyiydi. Heyecanlı bekleyiş sona erdi ve yarış başladı. İlk 10 kilometrede sıradısı bir durum olmadı ve hafif tempoda koşuyu ortalarda bir yerlerde sürdürdüm. Hatta ilk CP (İbrahimpaşa) noktasında pek durmadan devam ettim.

İlk CP noktası yakınlarında başlayan ve sonrasında artarak devam eden yağmur, beni etkilemeye başladı. Açıkçası yanıma aldığım 2 adet buff haricinde yağmurluğumun fazla yer kaplamasın diye çıkardığım kapşonunun olmaması bu süreçte beni çok etkiledi. (Bundan sonra böyle bir yarışta, çok da ağırlık hesabı yapmadan önlemimi alacağım).
Yaklaşık 19 km yol almıştık ve CP’e 1 km uyarısını görünce, gayet iyi gittiğimi düşünmüştüm, ancak gördüğümüz ve o anda algılayamadığım bu uyarı 30K parkuru içinmiş. Halbuki yarış öncesi verilen bilgide 26ncı km civarında olacağını biliyordum ama yinede ikinci CP point’e çok yaklaştığımı sanıp, 7 km çamur ve yağmur altında koşmak moralimi  iyice bozmuştu. Ayrıca yağmur başladıktan bir süre sonra yağmurluğumu ıslak üstüme geçirmiş ve rüzgarın da etkisi ile parkurun en yüksek noktalarında havanın soğukluğunu çok fazla hissetmeye başlamıştım. Uçhisar’a varıncaya kadar, vücudumda ciddi bir soğuma oluştu. Ve 26.4 km’deki ikinci CP noktası, bir mağarının içinde kurulmuştu. Ciddi bir şekilde üşüyordum. Bir kadın koşucuda vücuduna termal battaniyeyi sarmış ciddi bir şekilde titriyordu. Bir şekilde kendimi toparlamam gerekiyordu ve mağaranın uygun bir noktasında şortumu, tshirt ve çorabımı değiştirdim. Bunların üstüne yağmurluğumu giydim. Islanmamış olan yedek buffımı da kafama taktım. Isınmam lazımdı. Burada yaklaşık 20 dk kalıp, üç büyük bardak çay ve bolca masalardaki gıdalardan beslendim. Kendimi toparlamaya çalışıyordum. Neyseki Ataşehir Atletizm ekibimizden tecrübeli ağbilerim Yüksel Akti ve Tekin Kural’da bu noktaya gelmişti. Onlarla yola koyuldum, tecrübeliydiler ve parkurun keyfini çıkarıyorlardı. Bir süre sonra yağmur etkisini kaybetmişti ve ısınıyorduk (moralim de düzeliyordu). Bu bölümde yine bolca resim çekilerek üçüncü CP noktası olan 34.8 göreme noktasına geldik. Burada masalardan beslendik ve sıvı aldık. Çok tecrübeli bir koşucu olan ve organizasyona gönüllü olarak destek veren Aykut Çelikbaş ile poz vermeyi ihmal etmedik. Ve yaklaşık 5-6 dk lık bir dinlenmeden sonra yolumuza devam ettik.

12191458_1640044236283441_6044967190204995574_n

Parkur bir önceki seneye göre Göreme’den çıkışta değişmişti. Bir önceki yıl 60 ve 30 K koşanların yanlış rota tereddütleri de olsa yola devam ettik. Zaten öyle dar noktalardan hoplaya zıplaya iniyorduk ki, yanlış da olsa geri dönmeyi gözüm kesmiyordu. Sanırım bu bölümdeydi, bir noktaya gelince 15-20 koşucunun biriktiğini gördüm ve arkalarında geldim, zorlu iple iniş parkuruydu, 4-5 metre yüksekti ve yağan yağmur ve çamur inişi zorlanmıştı. Biraz zorlanma, tereddüt derken, kullandığım batonları önce aşağı atarak kendim de peşi sıra bu bölümü geçebildim. Sonra yine üstü çamurdan yağ gibi kaygan olmuş ve bir çok arkadaşın düştüğü minik tahta köprücükten geçtik.Bu bölümlerde kayıp düşmemek imkansızdı nerede ise ve ben de bir iki kez çamurla yakın temasa girdim.

12065555_1640044392950092_8586855905685418912_n

Vücut ısımın da normale dönmesi ile  yağmurluğumu çıkardım ve Çavuşin’deki CP noktasına doğru olan bölümde zorlansam da koşmaya devam ettim. Bu bölüm benim için çok da kolay olmadı, yürü koşlar yapıyordum. Ve birlikte koştuğum grubun en arkasından onlara yetişmeye çalışıyordum. Ama manzara çok güzeldi, yer şekilleri ve geçilen güzergahlar harikaydı. Yerli yabancı turistler bu bölümlerde dolaşıyor ve bolca resim çekiyordu.

Zorda olsa 45 nci km’deki Çavuşin CP’ine gelmiştim. Ve beraber koştuğum ekip arkadaşlarıma yetişmiştim. Burada bir süre kaldık, bolca kaşar peyniri ve ekmek ile, açıkçası normalda içmediğim koladan tüketerek (hiç de fena gitmiyordu), bir taraftan da arkadaşlarımla sohbet ederek yaklaşık 7-8 dk dinlenme fırsatı edindim.Bu bölümde ekibimizden Yüksel Abi, bizden önce yola koyuldu ve bir sonraki CP noktasında bizi bekleyeceğini söyledi (ancak bir daha kensine yetişemeyecektik). Yine Tekin Abi ve Murat Küçük ve bir kaç arkadaş yola koyulduk. Ben grubun arkasından yol alıyordum ve bir süre devam ettikten sonra işaretleri göremediğimizi fark ettik. Etrafta danıştığımız bir kaç kişinin de bu konuda fikri yoktu. İçimizden bir arkadaş organizasyona telefon ile ulaştı, evet yanlış yola girmiştik. Ama kaçırdığımız yerde, sanki bir evin bahçesinden geçiş şeklindeydi. Yaklaşık 1,5 km fazlandan koşmuştuk. Geri dönüp bahçesinden geçtiğimiz teyze gittiğimiz istikameti görünce, “yavrum ordan gitmeyin bak burdan daha rahat geçersiniz” diye bir güzergah gösterdi ama :), tabi ki bizim koşu parkurundaki bayrakları takip etmemiz gerekiyordu. O da ne, kafayı kaldırıp zirveye bakınca minicik insanları aşağıdan görebiliyorduk. Çok dik bir yokuştu, batonları çok faydalı olmayacağını düşünüp, çantama asmıştım. Artık tepeye bakmak istemiyordum, çünkü moral bozucu idi, sadece önüme bakarak, yürü koş yerine, yürü dur metodu ile zirveye ilerliyorum. Bu bölümde de ufak bir bayrak takip hatası ile iyice zorlu bir kısımdan zirveye ulaştık.

11219335_1640045632949968_2153132256403771954_n

Bu bölümler benim için çok teknikti. Koşu öncesinde ifade edilen trail ayakkabısı zorunluluğunu, sonradan tavsiye edilene dönse de neden sorguladığımı, kendi içimde sorgulamaya başladım. Koşu öncesi böyle düşünmem oldukça yanlış idi böyle bir parkur yol ayakkabısı ile düşünülemezdi, yarış öncesi belirtilen zorunluluklara kesinlikle uyulmalıydı. Çıkış tamamlandıktan sonra ,2 adet jel tüketerek bir miktar enerjimi geri toparlamıştım. Yürü koşlar yapıyordum ve zirvede yatay devam eden parkurda, “Bir sonraki CP noktasına erişebilecek miyim?”, sorusu kafamı meşgul etmeye başlamıştı ki gerçekten son bölümdeki yol kaybı vs derken ucu ucuna yetişebilecektik. Dağ bölümünden inişlerde zorlanıyordum, dizlerimin izin verdiği ölçüde iniş yapabiliyordum. Sonunda Cut Off süresine 10 dk kala, 51.8 km’de bulunan beşinci ve son CP noktasına ulaşmıştık. Zaman stresi bitmişti, koşmamız gereken yaklaşık 10 km ve 2 saat 10 dk süremiz vardı. Bu sürede, bu mesafeyi bir şekilde koşabilirdik. Göğüs numaralarımızda da basılı olan eğim haritası da, bu bölümde çok dik iniş çıkışlar göstermiyordu. Bu bölümden sonra Tekin Abi ile sohbet ederek ve hatıra fotografları çekerek, koşmaya devam ettik. Sohbetin koyulaştığı bir bölümde de bayrakları kaçırıp güzergahtan çıktığımız anda, tarlada çalışan bir kişi bizi uyarmasa, farklı bir rotaya girmiştik bile. Artık bir şekilde Ürgüp olduğunu düşündüğümüz yerleşimi görüyor ve nereden geçiş yapacağımızı planlıyorduk. Ancak yol bir şekilde yerleşim yerine doğru gitmiyor ve asma bahçeleri arasında yılan gibi kıvrılıyordu. Ama sonlara yaklaşmıştık, son bölümlerde bu da olur mu dediğimiz geçişleri
artık keyifle geçiyorduk. Ana yola ulaştık, görevli memurlar trafiği durdurmuş ve Ürgüp’e giriş yapmıştık.

Havanın kararmış olması ile kafa lambalarımızı taktık ve yaklaşık 1 km lik şehir içi yolunu Tekin Abi ile birlikte keyifle koştuk ve finişe ulaştık.

Benim için en uzun mesafe olan bu koşu kolay olmamıştı ve planladığımdan 2 saat daha geç bitirmiştim. Ama önemli olan sağlıklı bir şekilde bitirmekti ve bunu başarmıştım. Mutluydum, madalya ve ödül olarak verilen polar üstümü aldıktan sonra, dropbox’tan çantamı aldım ve bir gün önceden planladığım gibi, bitiş bölümünün hemen yanındaki hamama girerek tüm yarışın yorgunluğunu burada attım.

12178247_10153715828764645_1685658359_n

Fotograflar : Tekin Kural

Koşuda new balance’ın leadville 1210 trail ayakkabısını kullandım, genel olarak bir sorun yaşamadım. Ancak ayakkabıyı daha önce hiç denemeden ilk defa bu koşuda kullanmak bir risk oldu ve psikolojik de olsa kafama taktığım anlar oldu. Klasik kural olan denenmemiş ekipmanla bir yarışa katılmanın doğru olmadığını bir kez daha gördüm. Zira ayakkabıyı daha sonra kullandığım seferlerde gerçekten rahat olduğunu hissedebildim.

Bu koşuda baton kullanıp kullanmama konusunda arada kaldım ve sonunda kullandım. Ancak hızımı arttırma konusunda çok pozitif bir katkı alamadığımı düşünüyorum, ve 45 km den sonra zorlu Akdağ çıkışı dahil hiç kullanmadım. Bir daha bu koşuya katılırsam 60 km parkuru için yanıma baton almayacağımı düşünüyorum. Ancak baton kullanıp benden çok daha hızlı giden arkadaşlar oldu.

Kesinlikle daha hafif olsun diye, yedek malzemeden tasarruf etmeye çalışmamak lazım, zira koşulların değişken olduğu uzun saatler süren etaplarda temkinli olmak lazım.

Organizasyon genel olarak oldukça iyiydi. İkinci yılı olan bu organizasyonun kalitesi nedeni ile bir önceki yıla göre katılım 5-6 kat artmış, 46 farklı ülkeden toplam 950 koşuşu bu organizasyona katılmıştı. Yarış öncesi ve ertesi günü kurulan yemek alanı gayet güzel hazırlanmıştı, gıdalar bol, yeterli ve güzeldi. Hazırlanan parkur oldukça  teknik ve güzeldi. CP’deki masalardaki gıdalar 60 k parkuru için yeterliydi. Ancak böyle bir organizasyon için, parkur içinde fotoğraf çekiminin nerede ise hiç olmaması negatif bir yöndü.

Reklamlar
Bu yazı Ultra Maraton içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to TNF Cappadocia Ultra Trail 60k Yarış Raporum…

  1. Geri bildirim: Yarış Raporları | RunBursa

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s