Ocak, Şubat, Mart, Nisan 2017 Türkiye Koşu Takvimi (January, February, March, April 2017 Running Schedule in Turkey)

Merhaba, 2017 Yılının koşu takvimini tüm organizasyonların kesin tarihleri belli olmasa da, 2017 Koşu takviminde görebilirsiniz. Yılın ilk dört ayında yapılacak koşularda aşağıda listelenmiştir. Efes (Ephesus) Ultra Maratonu bu yıl ilk defa yapılacak organizasyon. Organizasyonu Frig-Bodrun-Sapanca Ultra Maratonlarını düzenleyen çok tecrübeli ekip Unlimited Academy düzenliyor. Bu tür organizasyonların kalitesini, düzenleyen ekip’in koşu , dağcılık vb tecrübeleri oldukça etkiliyor. Dolayısı ile programınıza uyuyorsa, pek fazla düşünülmeden katılabileceğiniz bir organizasyon.

efesultra

Resmi sitesi : http://www.efesultra.org , yeni açıldı. Parkur uzunlukları, organizasyonun sosyal medya hesabından 10K-22K ve 55K olarak açıklandı. Yakın zamanda da parkur bilgileri ve kayıt için gerekli bilgiler yayınlanacaktır.

Tarih
Organizasyon-Yer-Mesafe
Web Sitesi
14.01.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
08.01.2017
Adana Kurtuluş Yarı Maratonu-Adana-21K
http://adanakurtulusmaratonu.adana.bel.tr/
15.01.2017
Çekmeköy Winter Challenge-Istanbul-15K-30K-50K
http://www.teamultratrailrunner.com/
22.01.2017
Uğur Mumcu Yol Koşusu-Istanbul-5K
http://www.ugurmumcuyolkosusu.com/
04.02.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
12.02.2017
Çekmeköy Mud Challenge-Istanbul-15K-30K-50K
http://www.teamultratrailrunner.com/
19.02.2017
Geyik Koşuları by ASICS – Belgrad Ormanı-Istanbul-4K-14K-28K
http://www.geyikkosulari.com/
19.02.2017
Trabzon Yarı Maratonu-10K-21K
http://www.trabzonyarimaratonu.com/
26.02.2017
Atatürk’e Koşalım Atatürk ile Koşalım (Alanya)
http://www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
26.02.2017
Aydos Patika Koşusu-Istanbul-10K
http://www.aydos.teamkronos.com/
04.03.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
05.03.2017
Runatolia Maratonu-Antalya-10K-21K-42K
https://www.runatolia.com/
07.03.2017
Kadirli Kurtuluş Koşusu-Osmaniye-Mesafe?
www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
11.03.2017
Çekmeköy Night Challenge-15K-30K-50K
http://www.teamultratrailrunner.com/
18-19.03.2017
Efes (Ephesus) Ultra Maratonu 10K-22K-55K Selcuk-Izmir
www.efesultra.org
19.03.2017
Kayıp Orman Koşuları-Istanbul-4K-13K-25K
http://www.kayipormankosulari.com
25-26.03.2017
Alanya Ultra Maratonu 64K-47K-24K-5K
http://www.alanyaultra.com/
26.03.2017
Aydos Patika Koşusu-Istanbul-10K
http://www.aydos.teamkronos.com/
26.03.2017
Tarsus Yarı Maratonu Tarsus 21K
http://www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
01.04.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
08.04.2017
Marmaris Yarı Maratonu (Marmaris) 21K/10K/5K
www.uzunetap.com
22-23.04.2017
Iznik Ultra Maratonu-Iznik-Bursa-5K-15K-50K-90K-140K
http://www.iznikultra.com/
23.04.2017
12. Osmangazi Tarihi Kent Koşusu/Bursa 15K
www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
30.04.2017
Freeatlon Fun Race Marmaris 0.5K Yüzme+15K Bisiklet+5K Koşu
www.uzunetap.com
30.04.2017
İstanbul Yarı Maratonu- 10K-21K-
http://www.istanbulyarimaratonu.org/
30.04.2017
Bodrum Global Run 10K
https://www.globalrunbodrum.com

 

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kaz Dağlaru Ultra Maratonu 35 Km Parkuru Raporu

Kaz Dağları Ultra Maratonu’nu, Kayseri Erciyes Ultra Maratonu’nda tanıştığım ve yarış sonrasında küçük fuar alanında sohbet etme fırsatı bulduğum Polat Dede’nin düzenliyor olması katılımım için önemli bir faktör oldu. Kendisinin Tahtalı Sky Run Ultra’yı da düzenlediğini ve bu iş için verdiği emekleri duyunca, en azından Polat’ın düzenlediği bir koşuya katılmalıyım dedim. Öyle ya hafta sonları bir şekilde Çekmeköy , Aydos ormanlarında 30 km’ye yakın koşuyoruz. Bu mesafe için şehir değiştirmek çok anlamlı olmayabilirdi. Ama belirttiğim sebepler ve güzel bir coğrafyayı görebilecek olmamdan dolayı, yarışın 35 km’lik parkuru için 3-4 ay öncesinden uçak biletimi almıştım. Cuma akşamı uçakla gidip, yine aynı yolla pazar akşamı dönecektim. Aslına bakarsak seyahati bir gün önceden yapmıyor olmam, koşuya hedef bir koşu olmayıp yeni organizasyonu destekliyor olmam sebebi ile bu parkur yoğunluğu benim için biçilmiş kaftandı.

Balıkesir Edremite uçan iki havayolundan biri ile cuma akşamı yaklaşık 1 saat rötar ile vardım. Gece saat 12 gibi Güre’de organizasyonun bulunduğu otele 1,5 km mesafedeki otele vardığımda, oteldeki dolapta da sadece 1 şişe su olduğunu öğrendim, yakında açık bir market vs de yoktu. Eşimin ısrarla yemek yiyip yolculuğa çık önerisini iyi ki yerine getirdiğimi düşündüm. Zira uçak firmasının akşam yemeği servisi, hava şartlarından ötürü kaptanın anonsu ile iptal edilmişti. En iyisi biran önce uyumaktı.

Otelde benden iki gün önce gelen Ataşehir Atletizm’den (kısaca AtAt) takım arkadaşım Nazım Abi ve eşi de konaklıyorlardı ve yerimi Nazım Abi ayırtmıştı. Sabah 5 gibi kalkıp organizasyon oteline giderken, gece yemek durumumu paylaştığım için Nazım abi tedarikli gelmiş, peynir ekmek, fıstıklı kraker ve meyvelerin bulunduğu kese kağıdını elime tutuşturmuştu.

Bir gün önceden kit almadığım için organizasyon alanında kitimi aldıktan sonra göğüs numaramı kaybedip 5 dk boyunca aramamı, gönüllü bir arkadaşın çantamı koyduğum sandalyenin altında bulunca kendimi tuhaf hissetsem de, bunu sabah mahmurluğuna verdim. Öyle ya saat ayarları değişince biyolojik saatimizde 1 saat kaymıştı, bunun etkileriydi bunlar :). Umarım yeni saat düzeni bir sonraki dönemde eski haline döndürülecektir.

Kitleri alıp organizasyonun ana sponsorlarından Güre Ramada Otelin oradan otobüslerle yaklaşık 25-30 dk’lık bir yolculuk ile Küçükkuyu’nun kuzey doğusunda bulunan Yeşilyurt köyü’ne geldik. Çok şirin güzel köy kahvesinde son hazırlıklar ve sıcak çay içerken, Nazım Abi’nin verdiği peynir ekmeğin de bir kısmını yedim.

15369112_693134257521117_6011600623692783222_o

Koşu başlangıç alanında sayısal olarak fena olmayan yaklaşık 120-130 kişilik koşucu grubu vardı. Bir çok arkadaşla samimi olmasam da onları sosyal medyadan tanıyor olmak, çekmeköyde birlikte koştuğunuz Team Trail ultra ekibi başta olmak kaydı ile tanıdık arkadaşlarla da ayak üstü görüşmek yarışın başlangıcında motive eden faktörlerdi. Kendisi ile Sky Erciyes’te tanıştığım ve özellikle eğitim ve kitaplar konusundaki yazılarını ilgi ile takip ettiğim Yücel Kalem’le de görüşüyor olmak bu motivasyon kaynaklarından biriydi.

Sabah 7 sularında karanlık bir ortamda kafa lambalarımız ile yola koyulduk. Ataşehir Atletizm 2-3 sene önce Akçay’a taşınmış eski AtAt ekibi koşucusu Erdoğan Abi’de bizlere katılmıştı. Herhangi bir hazırlığı ve lojistik imkanı olmamasına rağmen bizimle başlangıç alanındaydı.

Koşunun ilk kilometrelerinde hava aydınlanana kadar temkinli bir koşu temposu ile ilerledim. Ancak havanın aydınlanması ile birlikte ilk 3-4 kilometreden sonra 4.20-4.30 pace gibi bir hızlara ulaştığım 5-6 kilometrelik bir bölüm oldu. Bu bölümden sonra kısmen duvara çarpmış gibi çıkışlarda oldukça zorlandım, öyle ya pek fazla hazırlığım yoktu ve bir hafta önce antrenman yapacağıma, aile dostlarımızla birlikte yaptığımız, çok da güzel geçen Edirne Seyahati yapmıştık. Ve bu seyahat esnasında uyku, sportif yaklaşım ve beslenme kurallarının zıttı bir hafta sonu geçirmiştim. Anladım ki ne kadar da amatör olsak, bir şekilde organizasyonun yakınlaştığı tarihlerde daha dikkatli olmak gerekirdi.

Zorlandığım yokuşlarda arkadan gelip geçenler ve hızlı olduğum parkurda beni geçenlerle birlikte, Yücel Kalem ile sohbet etme fırsatı bulduk. Durumumu sordu, iyi olduğumu ilettim ve yolumuza devam ettik. Bu sırada, uzunca bir yolları olan 85K koşucuları , Takım Elbiseli Koşucular, HUBİ ; Hüseyin ve Bilal’de bana yetişip geçmişlerdi. İlk cp Adatepe’de 15 nci kilometrede kısa bir mola vererek yoluma devam ettim. İkinci bölümde Erdoğan Abi’ye ve HUBİ’ye yetiştim ve geçtim. Bu bölümde iki güzel dere geçişi yaptık, dizimize kadar sudan geçerken, suyun berraklığı ve saflığı hala unutamadığım kareler şeklinde aklımda kaldı.

15391419_693139254187284_8943980360425870640_o

Yaklaşık 25nci kilometre civarında, genelde bana göre oldukça hızlı giden Mehmet Ali Ok ile karşılaştım, ona yetişmem çok olası değildi, çok hızlı bir günümde de değildim. Kendisi ile konuştuğumda, rahatsızlandığını öğrendim, yürüyor ve ikinci cp’de koşuyu bırakıyor olacaktı. Bir şeye ihtiyacı olmadığını öğrendikten sonra yoluma devam ettim. İkinci cp’yi km 27’de bekliyorduk öyle belirtilmişti, ancak çok dik tırmanışlarla girdiğimiz bir köy alanında 2-3 kilometre boyunca tırmandık ve 29ncu km’de cp’ye ulaşabildik. Burada bir süre dinlendim, güzel bir parkurdu, zaten çok hızlı değildim ve çok fazla bir süre hesabım yoktu. Bu nedenle masadan beslenirken fazlaca acele etmedim. Nazım Abi’nin de bu cp’den benden 25 dk önce geçtiğini öğrenince, kendimi çok sıkmadan ilerlemeye karar verdim. Bir süre çekmeköy ekibinden Mehmet Özel ve Taner Kırbaç ile koştuktan sonra. Onların  temposuna yetişemediğim için arkalarında kalıp parkura devam ettim.

15304177_692908247543718_1352895076244586072_o

Parkurun 25 ile 33ncü kilometreleri arasında devamlı bir tırmanıştan sonra son 3 kilometrede bulunan inişi güzel bir tempoda koşarak parkuru tamamladım. 56 kişinin bitirdiği parkuru 5saat 25 dk’da 29’uncu sırada tamamlamıştım. Saatimin gösterdiği mesafe 35,85 km idi. Yarışın bittiği alan Atlınluk’ta çok güzel bir köy kahvesiydi. Organizasyonun sunduğu çorbadan afiyetle yerken, aralık ayında bizleri ısıtan egenin güneşli pürüzsüz havasını içime çekmeyi ihmal etmedim.

Yarış esnasında 2 kez tuz tableti ve jel kullandım. Çok da kullanmanın gerekli olmadığı batonlarımı da almıştım.

İlk defa düzenlenen organizasyon, benim koştuğum parkurda pek bir eksiklik hissettirmedi. Bir bölümde işaretlemeler bir şekilde koparılmıştı ve bazı koşucular bu nedenle bir süre yollarını şaşırdılar ancak buna organizasyon ekibi hemen müdahale etti. İstasyonlar ve görevli arkadaşlar oldukça iyi ve ilgiliydi.

Zeytinlikler arasında, Ege’nin tarih kokan güzel köylerinden geçilen parkur, trail koşularına uygun bir zemin. Çoğunluğu toprak araziden oluşan zeminin köy geçişleri ve son bölümü ile birlikte 2-3 km’lik bir kısmı asfalt ve döşeme taştan oluşuyor. Koştuğumuz günlerde yağmurun yağmamış olmaması olası bir çamur mücadelesini de mümkün kılmadı. Ancak yağmur yağdığında parkurun zorluğu bir kat daha artacaktır.

Tekrar koşmayı düşündüğüm bir organizasyon oldu. Ancak 85 km’lik parkur için sıkı bir antrenman yapmanın gerektiğini düşünmekteyim.

Yarış ile ilgili bilgilere resmi sitesinden ulaşabilirsiniz : http://www.kazdaglariultramaraton.com/tr/index.html

Bu tür organizasyonların, olmazsa olmazı (ki bazı organizasyonlarda yeteri kadar olmayabiliyor), koşu anlarımızı ölümsüzleştiren fotoğraflar konusunda şanslıydık. Bu yazıda kullandığım fotoğraflarda, organizasyonda fotogralarımızı çeken Goshots.net ekibinin organizasyonun Facebook Sayfasına yüklediği fotoğraflardır.

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kazdağları Ultra Maratonu 03 Aralık 2016 / 03 Dec 2016

Bu sene ilk defa yapılacak Kaz Dağları Ultra Maratonu 14km-35km ve 85 km’lik parkurlar ile 3 Aralık 2016’da koşulacak. Yarışın kayıt süreleri uzatıldı ve hala kayıt yapmak mümkün.

Resmi sitesi : http://www.kazdaglariultramaraton.com/tr/index.html

kazdaglariultra

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Pamukkale Ultra Maratonu 12-14 Mayıs 2017 / 12-14 May 2017

Yeni bir Ultra Maraton : Pamukkale Ultra Maratonu – 12-14 Mayıs 2017

15 km – 30 km – 60 km – 100 km ve 100 mil’lik 5 farklı parkur ile heyecan verici yeni bir organizasyon.

Organizasyonun resmi sitesi : http://pamukkaleultra.com/#anasayfa

pamukkale-nerede

 

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kaçkar Ultra Maratonu, 46Km

Ultra maratonların güzel bir özelliği, coğrafik olarak güzel yerlerde yapılıyor olmaları. Eğer bir salon veya bir statda koşmuyorsanız, koşunun tabiatında bir şeyler görmek var. Doğada değil sokak aralarında bile koşsanız, dükkanları, binaları, insanları, hayvanları ve bir çok şeyi görebiliyorsunuz. Normal zamanlarda fark etmediklerinizi fark edebiliyorsunuz. Özellikle büyük şehirlerde nerede ise robot gibi yaşayan bizler bence bu etkileşim koşanları daha çok çevreyi algılar ve duyguları ile tanır hale getiriyor.

Ve yine bir ultra maraton : Yer , Rize-Ayder Yaylası, Konum , Kaçkar Dağları… Böyle olunca bu fırsat kaçmaz diyerek, ailecek hem gezi, hem koşu planıyla kararımızı verdik ve aylar öncesinden biletlerimizi aldık. Ailecek seyahat edeceğimiz için organizasyonun 64k’lık uzun parkuru yerine 43k’lık daha kısa parkuruna kayıt oldum. 64k gibi uzun parkurlar, hem koşulan süre uzunluğu hem de koşu sonrası toparlanma süresini uzattığı için bu sefer tercih etmediğim bir mesafe oldu.

Koşu öncesi süreçte, 15 Temmuz’da Erciyes Ultra Maratonu’nu tamamlamıştım. Sonrasında Kaçkar ultraya kadar çok yoğun antrenman yapamadım. Normalde bu tür organizasyonlara haftalık toplam 40-50 km’lik bir antrenman yoğunluğu  hazırlanırken, temmuz ayı sonrasında bayram tatili , iş yoğunluğu gibi sebepler girince, haftalık toplam 20-25 km gibi düşük bir antrenman yoğunluğu ile katıldım. Ayrıca bu koşu başta da belirttiğim gibi, aynı zamanda ailecek gezi mahiyetinde olduğu için fazlaca üzerinde plan yapmadığım bir koşu oldu. Sonuçta bitirmek benim için yeterliydi. Normalde her organizasyon öncesi ne kadar sürede bitirmeliyim, benim için iyi süre nedir, tüm bunların hesabını yaparım. Parkuru incelerim ancak belirttiğim gibi bu sefer bu kadar detaya girmedim.

yolculuk

Ataşehir Atletizm Ekibi Olarak, Ayder Yoldundayız…

Koşudan bir gün önce Cuma günü güzel bir yolculuk sonrası Trabzon Havaalanına indik ve Ataşehir Atletizm’den koşu arkadaşlarım ve uçağımızda bulunan diğer koşucu arkadaşlarla birlikte organizasyonun ayarladığı minibüsler ile Ayder’e ulaştık. Ekip olarak, kalacağımız otele yerleştik. Hava oldukça yağmurluydu. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra, yağmurdan etkilenmeyecek şekilde giyinerek, kaldığımız bölgeyi incelemeye, bir şeyler yemeye ve akabinde yarış kitlerini almak için dışarıya çıktık. Ayder oteller bölgesi küçük bir alan yaklaşık, 2km’lik ince uzun bir bölge, tüm otel, pansiyon ve restoranlar birbirine yürüme mesafesinde, alışveriş yapabileceğiniz market ve hediyelik eşya satan dükkanlarda mevcut.

otel

Ekibimiz ile oteldeyiz, Alim Küçükpehlivan, Nazım Yaman, Yüksel Akti, 64km Parkurunu Koştular.

Yöresel yemeklerden yiyerek açlığımızı giderdikten sonra yarış kitlerimizi alıp, otelimize geçtik. Son malzeme kontrolleri ve hazırlıklarımızı yaptık. Otelimizde 12-13 koşucu ve bir kısmının aileleri vardı. Büyükler lobide yemekte bolca sohbet ederken, çocuklarda kendi aralarında kaynaşarak oyunlar oynadılar.

Saat 19.00’da organizasyonun koşucular için düzenlediği mıhlama partisine katıldık. Bu esnada Alper Dalkılıç’tan yarış hakkında bilgileri aldık. Tavsiyesi baton almamız yönünde oldu. Ben de batonlarımı getirmiş, kullanıp kullanmama konusunda karar vermememiştim. Bu bilgiden sonra yanıma almaya karar verdim. Bu tür yarışlardan önce teknik toplantılardaki bilgileri can kulağı ile dinliyorum.

brifing

Brifing ve organizasyonun mıhlama ikramı.

Bir gün önce koşu organizatörleri sosyal medyada ve kayıtlı posta hesaplarımızdan bizlere ulaşarak, kar yağışı nedeni ile yarış parkurunu revize ettiklerini belirttiler. Yükseklerde yoğun kar yağışı beklentisi ile yarış Zilkale yerine Çinçiva deresi bölgesinden yani daha alçak bir noktadan başlama kararı alınıyordu. Tüm bu detayları Alper’den dinledik. Ve verilen brifingde saat 04:30’da araçlarla yaklaşık 40 dk’lık koşu başlangıç noktasına araçlarla seyahat ve 05:30’da start bilgisi aldık.

Akşam 10:30 sularında uyuyup 03:45 gibi kalktım, genelde yarışın stresi nedeni ile fazlaca derin bir uyku uyuyamam ama bölgenin ve oksijenin verdiği rahatlık mıdır nedir, deliksiz bir uyku çektim. Kalktığımda dışarıda yoğun bir yağmur vardı, ve uzun süre yağması bekleniyordu. Bu durumda normalden farklı olarak, zorunlu yağmur geçirmez üst katman/ mont’a ek olarak altıma da uzun yağmur geçirmez yürüyüş pantolonu giydim. Çok ince ancak yağmur geçirmiyor bu giysiyi giyerken, tereddütlerim oldu. Hava almadığı için çok terletir mi? Ama düşünecek çok fazla bir şey yok, hipotermi olasılığı yerine terlemek sorun olmasa gerek diye düşündüm. Çok zorlarsa da çıkarıp çantaya yerleştirebilirim diyip bu şekilde hareket alanına doğru ilerledim.

start

Yarış Başlangıcı. Saat 05:30 Foto : Organizasyon

Minibüsler ile yarış alanına ulaştık, yağmur kesintiz devam ediyordu. Her koşu başlangıcında olduğu gibi herkes tüm hazırlıklarını yapmış, bu anı bekliyor ve sevinç nidaları ile birlikte start veriliyordu. İlk birkaç km asfalt, sonrasında Arnavut kaldırımlı bölümler var ve böylece 5-6 km sonra ilk cp Zilkaleye vardık. Tarihi oldukça eski bir kale. Buraya kadar hep yukarı eğimli hafif tırmanış şeklinde bir ilerleme söz konusu. CP’de çok kısa mola verip, devam ettim.

Hafif eğimli bu mesafe bile belimde ağrıya neden olduğu için batonlarımı kullanıyorum ve iyi ki yanıma almışım diyordum. Bir süre sonra yol toprak halini alıyor ve baştan beri süregelen muhteşem yeşillikler / ormanların arasındaki yollardan devam ediyoruz. Her yerde sular, dereler, küçük şelaleler mevcut. Yağmur tepemizden yağmaya devam ediyor.

Ama neyseki ikinci cp sonrasında yağmur şiddetini azalttı ve nerede ise sona erdi. Koşu öncesi ayakkabı seçiminde faydalı olur, yağmurdan daha az etkilenirim düşüncesi ile goratex ayakkabı tercih etmiştim ve üst tarafı su geçirmeyen tozluklarımı da ayakkabıma geçirmiştim. Ama geçtiğimiz ufak derelere girdikçe böyle plan yaptığıma gülüyorum. Ultralarda umduğunuz değil bulduğunuzu yersiniz 🙂. Parkurda bilek boyunda 6-7 dere ve su akıntısı içinden geçiyoruz, ve bir süre sonra artık ayağımdaki su ile ilgilenmiyorum bile.

selaler

Parkurdayız, arkamızda gürül gürül akan sular.

25 nci km civarı, gittiğimiz ana güzergahtan patikaya sapmamız gerekiyor, bu esnada işaretlemeye dikkat etmemiş olan birkaç arkadaşı uyarıyoruz ve geri dönüyorlar. Zira işaretleme net, ancak nerede ise 130 derecelik bir açı ile dar bir patikaya giriş normal şartlarda düşünülmeyecek/fark edilmeyecek bir geçiş. Hatta bu dönüşü kaçıran bazı arkadaşlardan bir saate yakın zaman kaybı yaşayanlar olduğunu yarış sonunda duyuyorum. Bu girdiğimiz patika bence parkurun en zor bölümü, hele benim gibi yüksekten çok haz etmiyorsanız oldukça zorlu. Yaklaşık 40-50 cm genişliğinde bir patika geçişi yağmur ve çamurla kayganlaşmış durumda ve sol tarafa pek bakmak istmiyorsunuz, yüksek ve düşme tehlikeniz var. Bu bölümlerde iyice yavaşlıyor ve arkamadaki arkadaşlara yol veriyorum. Ve özellikle bu bölümlerde batonlarımı kullanıyorum. 2-3 km lik bu bölümden sonra karın yağdığı muhteşem bir yer olan Hazindak’a varıyoruz. Bu CP’de ateş yanmış yaklaşık 10-15 koşucu ateşin çevresinde, ortam muhteşem. Soğuktan üşümüş durumdayız. Köylülerin yaktığı semaverden, sıcacık çaylarımızı içiyoruz. Burası aynı zamanda 46 km ve 64 km koşacakların ayrım noktası. Hava oldukça soğuk ve kar yağıyor.

hazindak1

Hazindak, Bize çay yapan, misafir perver köy ahalisi ve teyzelerimiz ile, Alim Küçükpehlivan ve Yüksel Akti

Yaklaşık iki bin metre irfitadayız, 64 km ciler için, daha uzun bir tırmanış var ve bu kar yağışında zorlu geçeceği belli. Bizim parkurda mola’da birlikte olduğum arkadaşlar benden önce yola koyuldular. Ben de bir süre sonra tek başıma yola koyuldum ancak köyden çıktıktan yaklaşık bir beş dakika sonra önümde var arkamda koşucu görmeyince, açıkçası ürktüm. Ve arkamdan gelecek bir koşucuyu bekledim. Sonrasında 3-4 kişilik bir ekip yoğun bir kar yağışı altında koşmaya devam ettik.

hazindak2

Hazindak’ta kar. (Foto : Musa Serdem)

Bir sonraki CP’ye vardığımızda 4*4 bir araç içinde gönüllü iki arkadaş soğuktan üşümüş ve araç içinde bekliyorlardı. Bizi görünce araçtan inip, aracın arka bölümünde oluşturulmuş, ikram masasında bizleri ağırladılar. Gerçekten menü zengin ve yeterliydi. Uzun zamandır yemediğim kadar gıdayı bu CP’de aldım. Resmen karnımı doyurdum diyebilirim, çok iyi geldi ve moralim arttı.

Bitişe yaklaşık 10 km olduğunu düşünüyordum, ancak güzergah değiştiği için sadece tahmindi. Ankara’da okurken dağcılık ile uğraşmış Volkan Koç ile yarış sonuna kadar birlikte koşmaya karar verdik. Bir süre sonra kar yağışı durdu ve azalan irtifa ile birlikte hava şartlarını kolayladık. Koşu dünyasından ve dağcılık üzerine yaptığımız sohbet birlikte kaydettiğimiz yaklaşık 13-14 kilometre süresince, güzel bir tempoda koştuk. Yaptığımız sohbet sonlara doğru yaşanan yorgunluk ve ağrı gibi problemleri düşünmememizi sağladı ve iki kişi birlikte finiş noktasına geldik.

Ama burada şöyle bir analiz yaptık, sonlara doğru gördüğümüz gerek gönüllü, gereken bölgedeki insanların daha ne kadar var sorusuna verdikleri cevapların hataları idi. Ki bu genelde hep bu şekilde cereyan ediyor. Soru şu “finişe ne kadar kaldı acaba”, genelde cevaplar beş yüz metre gibi standart bir şekilde geliyor. Ama aslında iki, üç kilometre gibi uzak mesafelerde olabiliyor. Bu cevaplara sebep koşucuları motive etmek midir bilemiyorum ama bugüne kadar, bu ve diğer koşularda yakın bir tahmin yapanı görmedim 🙂

finis2

Ve bitiriyoruz. Volkan Koç ile birlikte. Çinçiva Deresi. Foto : Organizasyon.

Koşuyu sekiz saat üç dakika gibi bir sürede bitirdim. Kendi adıma daha iyi antrenman ile süreyi daha da kısaltmak mümkündü, ancak koşu esnasında ıslanan ayaklarım ve erciyes ultradan kalan kırık başparmağı tırnağımın batmaya başlaması ve sorun yaratmaması adına yavaşlamam ve tek başına koşmamak için koşu arkadaşı beklemem süremi etkileyen diğer sebepler oldu. Ama her şeye rağmen bir ultra da önemli olanın o parkuru sağlıklı bir şekilde bitirmiş olmanın verdiği keyif her şeyin ötesinde. Zaten tüm bunları bilerek bu organizasyona katıldığım için sonuçtan da gayet memnunum. Daha ne olabilirdi ki, fazla emek harcamamışsanız, farklı bir sonuç beklemeniz de mümkün değil.

Koşu esnasında 64 km parkuru için yoğun kar nedeni ile yaşanan işaretleme problemleri nedeni ile bir kısım koşucu parkuru bitirmesine rağmen parkurda devam eden koşuculara yarışın bulundukları noktalar itibari ile güvenlik nedeni ile durdurulduğu bildirildi.

Koşu sonrasında, organizasyonun araçları ile Ayder’e dönüş yaptık. Akşam ailecek katıldığımız, organizasyonun gerçekleştirdiği Marsis Konseri gerçekten harikaydı.

organizator

Yarışmanın Organizatörü, Alper Dalkılıç ile.

Koşudan sonraki gün açan güneş, Ayder yaylasında yaptığımız yürüyüş ve içtiğimiz kahve sonrasında bölgenin tadı damağımızda kaldı. İyi ki geldik dediğimiz bir organizasyon oldu. Bu arada ailecek yaptığımız bu seyahatte eşimde artık koşmaya karar verdi. Zira bizlerin koşu sonrası yaptığı sohbetler onun için o kadar ilgi çekici oldu ki, artık ben de buralarda koşmak istiyorum diyerek bu işe adım attı. Hayatında daha önce hiç koşmamış ve pek de spor yapmamış olmamasına rağmen, bu sene koşulacak Vodafone İstanbul Maratonu’nda 10 km koşusunda koşacak.

Bu arada 38nci İstanbul Maraton Fuarında konuşma fırsatı bulduğum Alper Dalkılıç’tan edindiğim izlenim, bu organizasyonun her sene üstüne katarak gelişeceği ve daha da güzelleşeceği yönünde oldu. Ultra Maraton koşuyor ya da koşmayı planlıyorsanız, size uygun mesafeyi bu organizasyonda denemenizi tavsiye ederim.

Organizasyonun Resmi Sitesi : http://www.ultrakackar.com/

kahve

Ayder Yayla, koşudan sonraki gün, Eşimle kahve içiyoruz,

Herkese sağlıklı, iyi koşular dilerim.

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2016 Türkiye Koşu Takvimi (September, October, November, December 2016 Running Schedule in Turkey)

Yılın son dört ayın için koşu takvimini paylaşıyorum, belirtmeyi atladığım veya daha sonrasına planlanacak organizasyonlar olabilir.

Bu sene yeni düzenlenen bir çok koşu var, Kaz Dağları Ultra Maratonu , Bodrun Ultra Maratonu, Caretta Dalyan Koşusu, Mesudiye ve Karacabey Yarı Maratonları gibi.

Bu organizasyonların her geçen gün artmasını var olanlarında daha gelişerek katılımcı sayısının artmasını umuyorum.

Frig, Kaçkar, Likya, Göbeklitepe, Kapadokya, Dalyan, Kaz Dağları Ultra Maratonu hem doğa/tarih  ile içi içe olmak hem de yeni yerler görmek isteyenler için biçilmiş kaftan organizasyonlar.

Geyik Koşuları, Çekmeköy Ultra Maratonları, özellikle İstanbul’da oturanlar için doğa da koşu deneyimi yapmak adına kaçırmaması  gereken, çok iyi organizasyonlar.

 

Tarih Organizason Resmi Web Sitesi
03-04.09.2016 Frig Vadileri Ultramaratonu 29K/42K/60K – Afyon www.frigultra.org

 

 

03.09.2016 Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K -İstanbul www.aakosu.org
04.09.2016 8.İsmail Akçay Koşusu 12K – Balıkesir www.taf.org.tr
04.09.2016 9 Eylul Yarimaratonu 21K – İzmir www.dokuzeylulyarimaratonu.com
04.09.2016 1. Ordu Mesudiye Yarı Maratonu 10K/21K www.kosuyoruz.biz/mesudiye.html
24.09.2016 Kaçkar Ultra Trail 13K/43K/64K – Ayder Yaylası www.kackarultratrail.com
24.09-02.10.2016 Likya Yolu Ultra Maratonu – Fethiye www.likyayoluultramaratonu.com
24.09.2016 ADİDAS KOŞUSU-İstanbul ? www.taf.org.tr
25.09.2016 Karacabey Yarı maratonu 21K ? www.karacabeyyarimaratonu.com
01.10.2016 Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K – İstanbul www.aakosu.org
01.10.2016 ASİCS ÇEŞME WEEKEND YARI MARATONU 5K/21K www.asicscesmeweekend.com
02.10.2016 Turkcell Gelibolu Maratonu 8K/21K/42K – Çanakkale www.barisicinkosuyorum.com
02.10.2016 PUMA IGNITE 10K – İstanbul www.pumaigniteistanbul.com
09.10.2016 Eker I Run 5K/15K – Bursa www.ekerkosu.com
09.10.2016 İstanbul Champions 5,5K www.istanbulchampions.com/kosu
16.10.2016 6.Darıca Yarı Maratonu 21K www.daricayarimaraton.com
16.10.2016 Geyik Koşusu 3. ayak 4K/14k/28K – İstanbul www.geyikkosulari.com
16.10.2016 Şanlıurfa Göbeklitepe Yarı Maratonu 10K/21K www.sanliurfayarimaraton.com
23.10.2016 New Balance Büyükada Koşusu 11,2K – İstanbul www.taf.org.tr
23.10.2016 Zeytinburnu Cumhuriyet Koşusu 10K – İstanbul www.cumhuriyetkosusu.org
22-23.10.2016 North Face Cappadocia Ultra Trail 110K/60K/30K – Ürgüp www.cappadociaultratrail.com
29.10.2016 Dalyan Caretta Run 14K/Yarı Maraton (21K) – Muğla www.dalyancarettarun.com
30.10.2016 4ncü Kocaeli Cumhuriyet Koşusu 10K www.taf.org.tr
30.10.2016 Kızılay İylik Koşusu 6K/12K – Ankara www.iyilikkosusu.com
05.11.2016 Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K – İstanbul www.aakosu.org
13.11.2016 Ata’dan Ana’ya Saygı Koşusu  – İzmir www.taf.org.tr
13.11.2016 38.Vodafone İstanbul Maraton 10K/15K/42K www.istanbulmarathon.org
18-19-20.11.2016 Çekmeköy Winter Time Challenge 48 Saat – İstanbul www.teamultratrailrunner.com
26.11.2016 Bodrun Ultra Maratonu 10K/23K/50K – Bodrum www.bodrun.org
03-04.12.2016 Kaz Dağları Ultramaratonu 14K/75K – Balıkesir www.kazdaglariultramaraton.com
03.12.2016 Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K – İstanbul www.aakosu.org
11.12.2016 Mersin Maratonu 15K/42K www.maraton.mersin.bel.tr
23.12.2016 Cumhuriyet Şehitleri Ulusal Yol Koşusu – İzmir www.taf.org.tr
25.12.2016 3. GAZİANTEP KURTULUŞ KOŞUSU www.taf.org.tr
27.12.2016 81. Büyük Atatürk Koşusu 10.8K – Ankara www.taf.org.tr

24.09.2016 Bata Çıka Mud Race Yeşil Vadi-Şile-İstanbul

http://www.batacika.com/


02.10.2016 FunRun Serisi Koşuları-Eyüp-İstanbul Etabı 7.5 km

http://www.funrunseries.org/

 

 

Koşu, maraton, Ultra Maraton içinde yayınlandı | Yorum bırakın

SkyErciyes Ultra Maratonu.

Nisanda koştuğum İznik Ultra’dan sonra eylül ayında katılacağım Kaçkar Ultra Maratonuna kadar o kadar boşluk olmuştu ki, bir başka organizasyonla doldurmak istedim.  Tercihimi SkyErciyes organizasyonu yönünde kullandım. İlk defa düzenlenecekti. Dağcılık bilgisi gerektirdiğini düşündüğüm ve bu nedenle katılmaktan çekindiğim Aladağlar kadar yüksek olmasa da, ciddi bir irtifada koşulacaktı. Ve daha önce görmediğim Kayseri ve Erciyes dağı gibi önemli bir bölgeyi görme şansı elde edecektim.

Erciyes Ultra ile Aybastı Ultra maratonun aynı tarihte yapılacak olması, katılımcıları bölmüştü. Doğal olarak katılımcı sayısı fazla gözükmüyordu. Ancak Erciyes Ultraya da çok iyi koşucuların kayıt olduğunu görmek katılım yapmamı kolaylaştırmıştı.

Organizasyona katılmayı uzun zaman önce planlamadığım için hazırlık adına çok verimli bir dönem geçirmedim. Ailemize şubat ayında katılan kızım nedeni ile de antrenman sıklığımı ve saatlerimi azaltmak durumunda kalmıştım. Organizasyona 2 ay kala yaptığım antrenman planımın ancak %50 sini uygulayabildim ve 400 km’lik antrenman planımın 200 km’sini gerçekleştirdim.

Ancak bayram tatili vesilesi ile koşudan bir hafta önce 650 metre rakımda, günde ortalama 10 km olmak üzere, iniş çıkış antrenmanları yapma şansım oldu. Bir de kızım nedeni ile çok fazla dışarıya çıkamıyorsam en azından evde güçlenme antrenmanları yapmaya karar verdim ve gün aşırı 15 dk süren kısa ama yoğun güç antrenmanları yaptım. Koşudan beş gün önce de 30 km’lik bir asfalt koşusu ile hazırdım.

Genelde bu tür büyük koşulardan bir hafta önce koşmayı bırakıp, tapering-dinlenme periyoduna giriyorum. Bu sefer antrenman yoğunluğumdaki azlık kaygım nedeni ile 5 gün önce bu koşuyu yaptım. Ancak zorunlu olmadıkça bir daha bu kadar kısa süre öncesinde ve bu kadar uzun koşu (bana göre) antrenmanı yapmayacağım. Zira hafa içi işten sonra yaptığım bu antrenmanda kendimi zorlamıştım. Ve bu esnada baldırımda hissettiğim ağrı yarış esnasında da nüksetti, şanslıymışım ki koşmama engel olmadı. Tabi ki bu tür yarış öncesi planlar hepimiz için farklılık gösterecektir. Herkes kendi vücudunu dinlemeyi bilmeli, ona göre planlarını yapmalı.

Koşudan bir gün önce cuma sabahı uçak yolculuğu ile Kayseri’ye vardım. Sonrasında organizasyonun servis aracı ile, yarım saatlik bir yolculuk yaparak Erciyes Dağı’nın doğu eteğinde bulunan otelimize ulaştık.

IMG_1471_

Kayseri’den Erciyes’e Bakış

Burası oldukça uzun kayak pistlerinin bulunduğu bir bölgeydi. Yaz olması nedeni ile kayak faaliyeti olmasa da, teleferik ile nerede ise zirveye yakın yüksekliklere çıkılabiliyordu. Kaldığımız otel yakınında, koşu için gelen arkadaşlarımızın da konakladığı çadırların kurulu olduğu bir bölge ve yüksek rakımda antrenman yapmaya gelmiş genç atletlerin konakladığı Gençlik Spor İl Müdürlüğüne bağlı kayak evi ve alışveriş yapılabilecek marketlerin bulunduğu tesisler bulunuyordu.

IMG_1478

Başlangıç Noktası ve Tesisler

Otel, yarışın start noktasına 500 metre mesafedeydi, girişimi yaptım. Sonrasında almam gereken birkaç malzeme için Kayseri şehir merkezine otelin önünden 15-20 dk’da bir geçen Develi minibüsüne binerek gittim ve yaklaşık 1 saatlik kısa şehir turu sonrasında tekrar aynı minibüslerle geriye döndüm. Kayseri şehrinin rakımı 1.000 mt civarında iken, otelin bulunduğu alandaki rakım 2.200 mt civarındaydı ve en azından o gün bir miktar yüksekliğe alışmak adına vakti otel çevresinde geçirmek gerekiyordu. Bu tür yüksek rakımlı yerlerde bir aktiviteye katılmadan bir kaç gün öncesinde aktivitenin yapılacağı bölgede/yüksek irtifada bulunup basınç düşüklüğü nedeni ile yaşanan az oksijen soluma durumuna alışılması tavsiye edilmektedir. Saat 16:00 gibi yarış kitimi aldıktan sonra,  daha yüksek rakıma çıkıp ortama alışmak adına teleferiklere ilerlediğimde, seferlerin 16:00 itibari ile bittiğini öğrenmiş oldum, yapacak bir şey yoktu.

IMG_1585

Yarış öncesi gün. Başlangıç noktası.

Teknik toplantı 18:00 ‘da İl Müdürlüğü Kayak evinde yapıldı. Toplantıda parkurlar ile ilgili bilgiler verildi, can kulağı ile dinledim. Zira Çekmeköy’de yapılan bir ultra’da rota ile verilen ön bilgiyi iyi dinlemediğim için yaklaşık 45 dakika süren bir kaybolma maceram olmuştu. Toplantıda son anda yapılan ufak tefek rota değişikliklerinden bahsedildi. Ve önemli bir iki noktaya vurgu yapıldı. Birisi, parkurun büyük kısmında dikenleri nedeni ile ciddi bir zorluk yaratan geven otu, ki yarış esnasından ne demek istediklerini anlayacaktım. Diğeri de son bölümdeki yaklaşık 2.700 metre rakımdaki geçişleri ellerimiz ve ayaklarımızı kullanarak yapacağımız idi, tabi bunu da kafamda çok oturtamamıştım. Bunu da sonra anlayacaktım.

IMG_1494

Teknik Toplantıdayız.

Teknik toplantı sonrası, makarna partisinde arkadaşlarla sohbet ettikten sonra, otelde hafif bir akşam yemeği yedik. Bu sırada Çekmeköy Ultra Antrenman grubundan arkadaşım Serhat Kırali ile sohbet edip, değerlendirmeler yaptık. Ve sonrasında odalarımıza çekildik. Çantamı ve kullanacağım malzemeleri hazır ederek, istirahat etmeye koyuldum. Bir saat olmuştu ki uykuya dalalı, saat onbir gibi, eşim arıyordu. Telefonu açmadan kapadım. Zira eşim bilmeliydi, uyuyordum, sabah beşte kalkacak ve onüç-ondört saat koşacaktım. Ancak tekrar arayınca sanırım acil bir durum var diyerek açtım ve Çanakkale’de tatilde olan eşim televizyon haberlerini açmamı İstanbul ve Ankara’da kalkınma ya da darbe denen karışıklıkların olduğunu iletti. Ve o saatten sonra ben de herkes gibi, televizyonun başında geçtim ve sabah neredeyse 03:30’a kadar uyumadım. İki saatlik bir uyku sonrasında 05:30 gibi otelin kahvaltı bölümüne indim. Kahvaltı bölümünde olan koşucu arkadaşlar ile durum değerlendirmesi yaptık. Koşu organizatörü arkadaşlar, gerekli şartlarda bir farklılık olmadığını ve isteyenlerin koşuya katılabileceğini belirttiler. Federasyondan da koşunun yapılabilirliğine dair bilgi alındı.

İsteyenler koşacaktı. Geri dönen, ya da morali bozuk olup koşmak istemeyen arkadaşlar vardı, zaten kimse iyi bir uyku almamıştı. Bazı arkadaşlarda, 64 km parkurundan 25km parkuruna geçme kararı aldılar. Böylece yaklaşık 40 kişi start noktasına geldi. Normal şartlarda 64k parkuru için toplam kayıtlı koşucu sayısı 59 idi.

07:30 da başlayan koşunun ilk iki kilometrelik bölümü, 400 metrelik bir yükseklik kazanımı ve sonrasında dağın eteğine paralel inişler ve çıkışlarla başlıyordu. İlk cp’ye (Check Point-Yardım Masası) kadar zor inişler yaptık. Bazı bölümlerde zeminde bulunan taş, toprak karışımı o kadar fazlaydı ki, komşum ve koşu arkadaşım Murat Küçük’den ödünç aldığım tozluklar çok işime yaradı. Ben bu bölümlerde koşmaya devam ederken, tozluğu olmayan arkadaşlar ayakkabılarını kısa aralıklarla çıkarıp, içindeki taşları temizlemeye çalışıyorlardı. Bu bölümde bir süre sohbet ettiğim İspanyol bir arkadaş bana veda edip önümde ilerlerken, onbir buçuk saatte bitirdiğim Kapadokya ultrayı 9 saat gibi, bana göre oldukça iyi bir sürede bitirmiş, üniversite öğrencisi koşucu Sena Otlu ile sohbet etme fırsatı buldum. Bir süre sonra zorlu bir inişe geldik, hem dik hem de ayakların altından kayan taşların çok olduğu bu bölümde iki kez ayağımı burktum ancak koşmama engel değildi.

Saatlerin ilerlediği sabah serinliğinin sona erdiği ve dik gelen güneş ışınlarının susuzluğu arttırdığı bir ortamda birinci cp noktası beklediğimden önce karşımıza geldi. Zira yarış haritasında yaklaşık km 13 de gözüken cp, sanıyorum km 12,5 gibi karşımıza çıkmıştı. Birinci cp noktasından sonra ciddi tırmanışlar vardı.Bu bölümdeki tırmanışlarda genç arkadaşımız Sena durmuş yüksekliğin kendini etkilediğini belirtiyordu ve sonrasında çok doğru bir davranış ile koşuyu bırakmıştı. Zira bu tür durumlarda vücudumuzu dinlemeyi iyi bilmeliyiz. Birimiz etkilemeyen bir durum başka birimizi farklı bir şekilde etkileyebilir. Ancak ben kendimde anormal bir durum hissetmediğim için devam ediyordum.

İkinci cp’ye varmak için geçen onüç km oldukça zorlu geçti, hava sıcaktı ve ilk cp’ye görece çok zor gelmediğim için, yanıma bir lt’lik suyun haricinde sıvı almamıştım. Ve bu bölümde kullandığım bir adet jel ve bir adet tahin pekmez tüpü, beni oldukça, hiç bir koşuda olmadığım kadar susatmıştı ve suyum cp’ye 4 km kala bitmişti. Neyse ki cp’ye 1 km kala 25 km koşan, o an su isteyerek tanıştığım Mustafa Üçbilek’ten bir miktar su aldım ve ilaç gibi geldi. Daha sonra kendisi ile İstanbul’a dönüş yolculuğunda bolca sohbet etme fırsatı buldum.

İkinci cp göl kenarındaydı ve beni oldukça etkileyen sıcak nedeni ile göle girip serinlemeye kendimi odaklamıştım. Bu sayede vücudum soğur, yarışın kalan bölümü için yeni bir enerji gelebilirdi. İkinci cp’ye gelince ülkemizin en iyi ve en mütevazi ultra maratoncularından, sabah itibari ile yaşanan olayların moral bozukluğu ile 64 km’de koşmak yerine 25 km’ye kadar koşup, burada gönüllü olarak görev yapmak isteyen Aykut Çelikbaş’ın tavsiyesine uyarak yüzme planımdan vazgeçtim. Zira o çok tecrübeliydi ve eğer şu anda bu kadar vakit harcarsan, zaman limitini tutturamazsın diyerek beni uyardı. Bu arada kafamda bıraksam mı acaba düşünceleri dolanırken, Aykut’un gayet iyi görünüyorsun demesi de moralimi arttırdı. Sanırım Aykut gibi birinin o cp’de bulunması ve bize destek olması benim gibi diğer bir çok arkadaş için büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olmuştur. Bu bölümde en uzun (20-25 dk’lık) dinlenme-beslenme (çorba-su-soda) ve ayağıma batan gevenlerden kurtulma operasyonlarını yaptıktan sonra. Cp3 için yola koyuldum.

Cp3 onüç km sonra km 38,6 daydı. Bu sefer daha temkinliydim ve çantamın ön bölümünde taşıdığım 1 lt’lik suya ek olarak 2*500 ml’lik yedek suyu da yanıma almıştım. Yaklaşık 1 km ilerledikten sonra mide bulantısı nedeni ile yarışı bırakan bir arkadaşın, yaptığı su takviyesi de oldukça işime yaramış, yanıma aldığım suları kullanmadan susuzluğumu giderme şansı elde etmiştim. Belirli aralıklara kullanmak için yanıma aldığım jellerden tüketiyor, tuz tabletlerini kullanıyordum. Taş ve kayaların çok olduğu bölümlerden inişler çıkışları yaparken, iki kez birinde parmaklarımı kırdığımı sandığım ve acı çektiğim şekilde ayaklarımı iniş yaptığım kayalara çarptım. Ama ilerliyordum. Bu bölümde 4-5 kişilik bir grup içindeydim ki bu gruptan da ben ve Adana’dan koşuya gelen ve bu esnada tanıştığım Musa Erdem haricindeki diğer arkadaşlar koşuyu bırakacaklardı. Cp2-cp3 arası oldukça zor bir bölümdü, açıkçası ilerlerken değil koşmak güvenli bir şekilde yürümenin bile zor olduğu bölümlerdi. Neyse ki, bu etabın son 1-2 kilometresinde rahat bir bölüme ulaşmış ve cp3’e ulaşmıştım. Bu cp’de geven dikenlerini temizlemek ve sıvı alımı ve beslenme için 5-6 dakikalık bir moladan sonra yola koyuldum.

IMG_1650

Cp3, Kısa Bir Dinlenme ve Beslenme

Cp3’den cp4’e giderken, emekli Jeoloji Mühendisi bir Abi ile koşuyor ve sohbet ediyorduk. Kendisi tecrübeli ve çok iyi bir koşucu idi, ancak bir süre sonra yavaşlayınca son bölümleri birlikte geçeriz planımız yürümemişti. Kendisini bir daha cp5 de koşuyu bırakmış şekilde araçla geldiğinde görebildim, sanıyorum bacağında bir ağrı nedeni ile bırakmıştı. Bu bölümde parkur üzerinde bulunan , tek köyden geçmiştik. Bu bölümler aynı zamanda 1.500 mt rakımla en düşük yükseklikti. Devam eden köy yolu, parkurun en rahat koşulabilecek yerleriydi ve bu bölümlerde zaman limitini kaçırmamak adına bulduğum her düzlükte koşuyordum. Cp4’e Musa Serdem’in arkasında varmıştım. Ve buraya benden önce gelmiş sporcu ve beden eğitimi öğretmeni Adem Tırpancı ile karşılaştım. Kendisi ilk bölümleri hızlı geçmişti ve bu nedenle bir yavaşlamıştı. Bir süre birlikte sohbet ettik ve koştuk.

IMG_1654

Koşmaya Devam

Cp3 ve cp4 arasında yedi km vardı ve yine cp4 ve cp5 arasında böyle kısa bir mesafe vardı ve çok doğru bir iş yapılmıştı. 1.500 Metreden 2.700 metreye tırmanılan son bölümlere daha hazırlıklı girebilecektik.

IMG_1657

Aşağı iniş yapan koşucular.

İyi bir moral ile cp5 e gelmiştim, bu parkur öyle ya da böyle bitecekti, ama sanki zaman sınırına yetişmek zor olacaktı. Cp5 e saat 19:30 gibi ulaştım, yarışın bitmesine 3 saat ve geride 9 kmsi tırmanış olan 12 kilometrelik zorlu bir bölüm vardı. ve ufukta gözüken tırmanışın biteceği bölüm hiç de yakın durmuyordu.

Her istasyondaki gibi güler yüzlü, enerji dolu gönüllü arkadaşlar, ve özellikle Polat Dede’nin desteği ile moralim iyice yerindeydi. Tuz, soda, limon karışımı yapmışlardı ve o anda bundan güzel bir şey olamazdı . Bu bölümde, havanın kararması nedeni ile zorunlu malzemelerden giydiğim kapşonlu su geçirmez katmana reflektör bant yapıştırdılar ve gülünç ahenk moral vererek beni yolcu ettiler.

Ben de kritik zaman limiti nedeni ile arkamda kimler var bakmadan son CP’de ayrıldım. Zaten yarışın en arkasındaki son gruptuk. Açıkçası çok tecrübeli bir koşucu olmadığım için her zaman arkamda en azından bir kaç kişi olsun istiyorum. Tahminlerime göre arkamda koşuyu sürdüren iki üç kişi kalmıştı. Çok fazla ilerlemeden, geldiğim yüksek bir yarığı nasıl geçeceğimi düşünürken, arkamdan birinin seslendiğini duydum, uzaktan birisi bağırıyordu. Adem bana yetişmiş ve beraber gidelim demek istiyordu ve kendisi bekledim, beraber gitmek mantıklıydı. Sonuçta amacımız sağlıklı bir şekilde parkuru bitirmekti.

Ancak bu bölüm beklediğimizin çok üstünde zorlu çıktı, neredeyse 20’ye yakın lav yarıklarını inip çıkmak hem uzun zaman alıyordu hem de bazı bölümleri neredeyse bana koşuyu bıraktıracak nitelikte korku vericiydi. Tek başıma olsaydım muhtemelen bu bölümde koşuyu bırakırdım. Tabi ki bunda benim yükseklikten fazlaca haz etmemin de etkisi büyüktü. Neyse ki Adem, dağcılık tecrübesi olan bir arkadaştı ve bana öğrettiği çıkış teknikleri ile çıkışları iyi bir şekilde yaparken. İniş için gösterdiği teknikleri kullanmadan/kullanamadan, oturup kayarak, ellerim ve ayaklarımı kullanıp bir çok yarığı bu şekilde aşabildim.

Havanın karardığı ve soğuduğu bu bölümde, yağmur geçirmez üst haricinde uzun kollu ara katmanı da içime giymem, beni çok rahatlatmıştı. Sonlara yaklaşıyorduk ki, organizasyondan gönüllü arkadaşların son koşuculara destek amacı ile dağda bizleri bekliyor olduğunu gördük. Bu beni oldukça rahatlatmıştı. Bu bölümde arkamda  kalan Musa Serdem de bize yetişmiş hatta beni de geçmişti. O önde ben arkada,  bir iki dakikalık farklarla parkuru on beş saat sekiz dakika gibi bir sürede tamamladım. Arkamızdan da Adem geldi. Ve yine bizi finişte karşılayan arkadaşların desteği ile güler yüzlerle birbirimizi tebrik ettik.

Koşu öncesinde hedefim olan parkuru bitirebilmeyi gerçekleştirmiştim ve bu paha biçilmez bir keyifti.

Fakat koşu sonrasında öğrendiğimiz, 25 km parkurunda koşan değerli insan Mustafa Çağan’ın kalp krizi nedeni ile vefat etme haberi bizleri oldukça üzdü…

IMG_1533

Son Bölümleri Birlikte Geçtiğimiz, Adem Tırpancı.

 

IMG_1523

246 km’lik Spartathlon Yarışını Bitirmiş ilk Ultra Maratoncumuz Aykut Çelikbaş ile. https://en.wikipedia.org/wiki/Spartathlon

IMG_1530

Koşu sonrası gün , Tahtalı ve Kaz Dağları Ultramaratonları’nı düzenleyen Polat Dede ve SkyErciyes’i düzenleyen ekipten, VK Yarışınında birincisi Emre Ayar.

Linkte Adem Tırpancı’nın derlediği 5 dk’lık koşu videosu bulunmaktadır.

Sonuçlara, ve organizasyon ile ilgili tüm bilgilere bu linkten ulaşabilirsiniz.

42 Kişinin start aldığı koşuyu 26 kişinin bitirmesi ve %60’lık bir bitirme oranı, koşunun ya da, o günün oldukça zorlu olduğunu gösteriyor. Sıcak, yükseklik, zemin yapısının zorluğu, geven otlarının ayakkabının hava alan üst bölümlerinden girip verdiği rahatsızlık gibi doğal faktörler ön plandaydı. Yarış esnasında baton kullanıyor olmanın kendi adıma faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Organizasyon 64km, 25km, ve 10 km parkurlarında yapılırken, ayrıca pazar günü 4,5 km içinde 1.000 metrelik bir yükseklik kazanımı ile 3.350 metre gibi Avrupa’da bile bu kadar yüksek rakımda tamamlanmayan ve organizasyonun başına Sky ibaresini getiren bir etap’a sahip.

Arazi koşusu ve ultra maraton koşanların, parkuru hafife almadıkları durumda, çok keyif alabilecekleri bir parkur olduğunu düşünüyorum. Ayrıca ilk defa gerçekleşen yarışta organizasyon ekibinin her türlü zorluğa rağmen iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda katılımın artacağına inanıyorum.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Not : Çektikleri fotografları yayınlamama izin veren Kertenkeleler ekibine teşekkür ederim.

 

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın