Kayıp Orman Koşuları 25K Parkuru

Kayıp orman koşuları organizasyonunda ilk defa koştum. Geçen sene başlayan organizasyon hala tam oturmamış durumda, ancak organizasyonu düzenleyen ekip, pozitif ve anlaşılan ilerleyen süreçte eksiklerin kapanması için yaşadıkları tecrübeleri değerlendiriyorlar. Ben bir katılımcı olarak bu konuları değerlendirebilecek bir otorite değilim, ancak yine de nedir bu eksiklikler diye bana sorulacak olursa, şunları belirtmek isterim. En önemli konu açıklanan parkurların bir şekilde son anda değişmesi, ki eğer bu uzak mesafeden gelen bir koşunun başına geliyorsa gerçekten hiç hoş değil.  İstanbul içinde bile bir koşuya gitmek için nerede ise en azından yarım gününüzü ve hafta sonu gibi bir zaman diliminde ayırmaktasınız. Ve gittiğinizde parkuru o ve ya bu sebeple değiştirdik demek pek hoş olmuyor. Tabi ki parkur değişebilir, ancak bunu önceden duyurmak kaydı ile ve katılımcının iptal hakkını da saklı tutarak yapmak gerekecektir. İkinci bir unsur parkur değişikliği neticesinde yaşanan mesafe farklılığı, yani 25K olarak düzenlenen koşu parkur değişikliği nedeni ile 21k ya da herhangi bir başka mesafeye çevrildi ise bununda öncesinden belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında parkur uzunluklarının çok fazla olmadığı organizasonda pek bir problem göremedim. Ancak geçen senelerde bir takım sebeplerle yapılan işaretlemenin bozulması nedeni ile kaybolmaların çok olduğundan yarış başındaki brifingde bahsedildi.

Buraya kadar sanıyorum olumsuz bir yaklaşım sergiledim. Ancak biz koşucuların bence ülkemizde bu kadar hoyratça bu organizasyonları eleştirmesinin bir seviyesi olması gerektiğini düşünüyorum. Zira bu organizasyonları yapmak gerçekten kolay değil. Günlerce vakit ayırıp ve ülkemizde ticari karşılığının da çok olmamasına rağmen bu tür girişimler alkışlanmalı ve desteklenmeli. Kayıp Orman Koşuları da gerçekten desteklenmesi gereken organizasyonlardan birisi. Bir kere parkur gerçekten trail koşusu anlamında çok doyurucu. Orman içindeki yeşillik ve manzaralar harika. Ayrıca organizasyonun anında chip’li ölçümü ve sonuçların anında alınması, bu anlamda ekibin teknik gücünü gösteriyor. Uygun takvim, ve oturmuş bir parkur yapısı sonrasında, İstanbul’da yaşayanlar için çok güzel bir organizasyon olacaktır. Mevcut eksikliklerin farkındalığı tecrübe oluşturacak, sonraki organizasyonlardaki başarıyı getirecektir.

Kendi adıma 21km olarak ölçtüğüm parkuru 2 saat 22 dk’da bitirdiğim parkurda genel klasmanda 9,yaş grubumda birinci olarak tamamladım. Parkurda bulunan istasyon ve yönlendirme adına görevliler yeterli idi. Ayrıca bence çok önemli olan yarış fotoğraflarını çeken ekipler oldukça başarılı idi, ve ücretsiz olarak bu resimlerin paylaşılması da bence
önemli bir artı idi. Parkurda koşarken ufak da olsa bir kaza geçirdim, gerçekten ormanın içindeki bölümler sık ağaçlıktı, bu nedenle bir bölümden geçerken, boynum ip gibi gerilmiş bir dikenli sarmaşığa takıldı ki, boynumda şiddetli olmasa da kanama ve ciddi bir oranda, çizilme meydana geldi. Arkamdan gelen koşucu arkadaşa gösterip, ciddi bir durum olmadığını söyledikten sonra koşmaya devam ettim. Koşarken sadece ayaklarımı değil, tüm vücudumu korumam gerektiğini, ya da geçilen güzergahlarda farklı koşulların olabileceğini, düşünmem gerektiğimi düşündüm.

Koşu ile ilgili strava kaydım :

https://www.strava.com/activities/1221981272

Fotograf1-Objektif Fahri / Fotograf2-Hope Gross Mandel
Reklamlar
Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2017 Türkiye Koşu Takvimi (September, October, November, December 2017 Running Schedule in Turkey)

 

Tarih
Organizasyon-Yer-Mesafe
Web Sitesi
09-10.09.2017
Frig Vadileri Ultramaratonu 29K/42K/60K Afyon
http://www.frigultra.org/
10.09.2017
Dokuz Eylül Yarı Maratonu İzmir
http://www.dokuzeylulyarimaratonu.com/
16-17.09.2017
Kaçkar Ultra Trail 13K/46K
http://kackarultratrail.com/
17.09.2017
Bata Cıka 5K
http://www.batacika.com/
17.09.2017
Zeytinburnu Cumhuriyet Koşusu 10K (Ücretsiz)
http://www.cumhuriyetkosusu.org/
23-30.09.2017
Likya Yolu Ultramaratonu
http://www.likyayoluultramaratonu.com/TR/
29-30.09.2017
Likya Trail Series 2 16,5k-37,5k-70k
https://www.uzunetap.com/TR/?p=Likya-Trail-Series
01.10.2017
Turkcell Gelibolu Maratonu Çanakkale 8K/21K/42K
https://www.gelibolumaratonu.com/
01.10.2017
Puma İgnite 10K
https://pumaigniteistanbul.com/
07.10.2017
Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K
http://www.aakosu.org
07.10.2017
Elbistan-Afşin-Ekinözü Ultramaratonu 170K
http://www.eaeultramaraton.com/
08.10.2017
Kayıp Orman Koşuları (İstanbul, Bahçeköy LifePark) 4K/13K/25K/25K Bisiklet
http://www.kayipormankosulari.com
08.10.2017
Eker I Run Bursa 5K/15K
http://ekerkosu.com/
14.10.2017
Fenerden Fenere Uzun Etap 10K/21K
https://www.uzunetap.com/TR/?p=Fenerden-Fenere
15.10.2017
Adidas Geyik Koşusu 2. ayak 4K/14k/28K
http://www.geyikkosulari.com/
21-22.10.2017
Salomon Cappadocia Ultra Trail 110K/60K/30K
http://www.cappadociaultratrail.com/
21.10.2017
6.Darıca Yarı Maratonu 21K (Ücretsiz)
http://www.daricayarimaraton.com/
29.10.2017
Atatürk Koşusu 8K – Dudullu/Istanbul
https://www.facebook.com/events/249298285580156/?ti=icl
04.11.2017
Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K  (Takım)
http://www.aakosu.org/
12.11.2017
38.Vodafone İstanbul Maraton 10K/15K/42K
http://www.istanbulmarathon.org/
25.11.2017
Bodrun Ultra Maratonu 10K/23K/50K/100K
http://www.bodrun.org/
02.12.2017
Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K (Ücretsiz)
http://www.aakosu.org/
02.12.2017
Kurabiye Macera Yarışı
http://www.kurabiyemy.com/
02-03.12.2017
İda / Kaz Dağları Ultramaratonu 15K/35K/95K
http://www.idaultra.com/
10.12.2017
Adidas Geyik Koşusu 3. ayak 4K/14k/28K
http://www.geyikkosulari.com/
23.12.2017
Longest Night / Run or Ride 8K/20K/45K-B20K/B45K
https://www.uzunetap.com/TR/?p=Longest-Night-Run-or-Ride
Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Uludağ Ultra Maratonu 50K Parkuru

Uludağ Ultra Maratonu’nu 7-8 ay önce duymuştum, son aylarda ise aynı bölgede iki organizasyon olacağını gördüm. Bir süre sonra bir organizasyonun diğerine göre daha çok tanıdık katılımcı ile ilerlediğini görünce, doğal olarak daha yoğun olan organizasyonda tercih kıldım. Bu arada aynı bölgede bir hafta ara ile yapılacak diğer organizasyon bu sene, bence de doğru bir karar ile yarışmayı ertelemeyi uygun gördü. Demek oluyor ki, organizasyon tarihleri konusunda, düzenleyicilerin çok öncesinden plan yapması ve genel takvimi dikkate alarak ilerlemesi gerekiyor.

Uludağ Ultra öncesinde mayıs ayında, Pamukkale Ultra Maratonu’nunda 50 km koşmuştum. Aradan geçen yaklaşık 2 aylık süre içinde haftalık 30-35 km antrenman düzeyini, son haftalarda bayram tatili ve yıllık iznimi de değerlendirerek günde 10 km’lik bir antrenman şekline çevirdim ki, ilk defa nerede ise 10 gün üst üste koştum. Genel itibari ile son haftayı dinlenerek taper moduna geçirmeme rağmen bu sefer koşudan iki gün öncesi de dahil günlük antrenmanlara devam ettim.

Koşu’nun başlangıç saatinin cumartesi gece 04:00 olması ve başlangıç noktasının otellere çok yakın bir yer olmaması, İstanbul’dan mesai sonrası yapacağımız Bursa yolculuğunda kitleri al-otele git-gece tekrar start alanına gel yerine, organizasyonun ayarladığı çadır alanında kalmayı uygun bulduk.

Askerdeyken, 1 kez giydiğimiz panço denen kıyafetleri badimiz ile 2 parça birleştirip çadır kurup kalmanın dışında çadırda kalma tecrübem olmamıştı. Ataşehir Atletizm’den 3 kişi olarak gittiğimiz ekibimizde benim evde bulunan ve çocuklarla 2-3 saat deneme amaçlı kurup test ettiğimiz çadırla birlikte 2 çadırımız vardı. Diğer iki ekip arkadaşımın uyku tulumları vardı ve bana da bir adet getireceklerdi.

Yolculuğumuz çok rahat geçti ve saat 8 sularında Bursa’da olduk, ancak kullandığımız navigasyon programının azizliğine uğrayarak, bahsedilen Zeyniler Köyü’ne, Zeyniler Mahallesi şeklinde gidilmesi gereken Yıldırım ilçesi üzerinden değil de, Çekirge mahallesi üzerinden ısrarla devam ettik. Yaklaşık 40-45 dk ilerledikten sonra sürenin hala çok uzun olmasını da fark ederek yol kenarındaki esnafa sorduğumuzda çok farkı noktada olduğumuzu, Yıldırım Mahallesindeki teleferik noktasına gidip oradan kısa bir süre içinde Zeyniler Köyü’ne ulaşabileceğimizi öğrendik ve öyle yaptık. Ancak saat 10’a geliyordu ve hava kararmıştı.

Çadır Alanı.

Eşyalarımızı araçtan indirdikten sonra çadırlarımızı kurmaya çalıştık ama, ben evdeki çadırı 2 sene önce 1 kez deneme amaçlı kurmuştum ve şimdi hele karanlıkta kurmayı beceremiyordum. Hemen organizasyon yetkilisi, Efes/Frig/Sapanca Ultra’nın da organizatörlerinden Halil’den çadırı kurmak adına destek istedim. Sağolsun kendisi iki dakikada çadırı kurdu ve hatta konu ile ilgili faydalı bilgiler de verdi. Halil gibi organizasyon ekibinin bu türlü yaklaşımları size bir aile ortamında dayanışma içinde olduğunuzu hissettiriyor ki, bence bu çok kıymetli bir dayanışmanın göstergesi.

Benimle birlikte Nazım Abi’de çadırı kurduktan sonra çadırlarımıza yerleştik. Yine sağ olsunlar organizasyon yetkilileri ve köyün muhtarı’nın katkıları ile çadırı olmayan, ya da ufak çadırlarda iki kişi kalamayanları cami’de kılınan namazdan sonra misafir ettiler. Tüm köy ahalisi ve organizasyon ekibi canla başla gelen misafirleri yarışa hazırlama ve misafir etme uğraşındaydı.

Çadırda gece 12 gibi uyuyabildim ve saatimi kurduğum 03:10’dan 5 dk önce uyandım. Çadırımın içinde kafa lambamı da yakarak koşu çantamı ve malzemelerimi hazırladım, son tuvalet ihtiyacımı da gördükten sonra start alanına ilerledim. Öyle böyle derken, sabahın erken saatleri olması sebebi ile de hiçbir şey yemeden start alanına gelmiştim, oysa ki çadır alanının dibinde olan restoran-cafe şeklinde olan tesiste kahvaltı servisi de unutulmamıştı. Aslında pek bir şey yemeden başlamak en son koştuğum ve hava sıcaklığının 37-38 derece ve çok bunaltıcı olduğu Pamukkale Ultra’da koşu esnasında pek fazla bir şey yemememden de kaynaklanıyordu. Halbuki her koşuyu kendi şartlarında değerlendirip, standart olarak koşu öncesi uygun miktarda bir şeyler yemek daha doğru olabilirmiş.

Sabah 4’te karanlık bir havada start verildiğinde, başlangıçta 50 ve 70 K koşacak yaklaşık 150 kişi vardı. Karanlıkta pek fazla tanıdığım arkadaşları görememekle birlikte Çekmeköy’de birlikte koştuğumuz bir diğer 50k koşucusu Serhat Kırali ile kısa bir sohbet yaptık.

Start-Zeyniler Köyü Fot : Organizasyon

Yarışın startı ile birlikte Zeyniler köyünden çıkıp kısa sürede ormanlık araziye daldık, saatimde son anda yaptığım ve daha önce denemediğim rota ile birlikte koşma özelliği yüzünden, saatin pusulasını kalibre etme işi nedeni ile vakit kaybettim ve bunu da tamamlayamadan iptal ettim ve başlangıçta gerilerde kaldım. Çok temel bir şeyi atlamıştım, yarış anında ilke defa bir şey deneme :). Tek sıra halinde orman içinde ilerlerken geride kalmak, yavaşlamama neden oldu. Aynı zamanda geçilen güzergahta karanlıkla birlikte yerde bulunan büyük taşlar, kayalar, ağaç kökleri zaten genel itibari ile herkesi yavaşlatıyordu. Bu bölümlerde zor da olsa, bulabildiğim boşluklarda 7-8 kişiye geçebildim. Bu geçiş esnasında ekip arkadaşlarımdan Alim Küçükpehlivan’ı  da geçip ilerledim.

Hava serin olmasına rağmen orman içindeki akan sularında etkisi ile oldukça nemli olan ortamda bolca terleyerek ilerliyordum. Derken ilk su istasyonunda 300 ml litrelik su içtikten sonra yoluma devam ettim. Yanımda 500 ml’lik ve başta izotonik içecekle dolu iki su kabı vardı. Başlangıçta cp’lerin çok olması nedeni ile bunları bu istasyonda takviye etmedim. Ve sabahın ilk ışıkları ile birlikte ikinci cp 11.2 km’deki Cumalıkızık’ta çok kısa bir su takviyesi yaptıktan sonra yoluma devam ettim ardından Hamamlıkızık’tan geçtik. Bu esnada ekip arkadaşlarımdan Nazım Abi’yi yakaladım ve kısa bir sohbetten sonra geçerek yoluma devam ettim. 

Cumalıkızık – Fot : Organizasyon

Bu noktadan sonra köy yollarından ilerledik sonra yine bir ormanlık alana girip, aydınlanan hava ile birlikte  Kürekli Şelalelesi’nden geçtik, bölge görülmeye değer güzellikteydi. Ancak şelale yakınlarında bulunan ufak mesire alanı ve tırmanış merdivenlerindeki çöpler gerçekten bu güzelim doğayı ne kadar kötü kullandığımızı tekrar hatırlatır nitelikteydi. Bu bölümlerdeki tırmanışlardan sonra Saitabat şelalesinde bulunan 4ncü cp’ye ulaşmış oldum. Cp’de kısa bir su takviyesi ve masadan ufak tefek atıştırdıktan sonra yola koyuldum. Tek tük bulunan evlerden birinde yol kenarına sanldalye atmış ve bizleri selamlayan güleryüzlü bir abi, buradan uludağ zirveye çıkabilirsiniz, ama 14 km’lik zorlu bir yolunuz var dediğinde km 22 deydik.

Saitabat – Fot : Organizasyon

Ve 14 km’lik hatta 15-16 km’lik biz mesafesi bulunan tırmanış alanına gelmiştik. Yolda bir çok koşucu belirli aralıklarla ilerliyorduk. Parkur orman yangın yolu tabir edilen araçlarında ilerleyebileceği, yüksek çam ağaçların arasından bir yılan gibi kıvrılarak ilerliyordu. 800 metre rakımda başladığımız koşuda Cumalıkızık bölgesinde 300 metrelere inmiştik ve Saitabat’tan sonra devamlı olarak çıkıyorduk. Yaklaşık 27-28 km’ler civarında 1.500 metre civarındaydık. Bu esnada taş bir oluk içinde akan sudan diğer koşucuların takviye yaptığını gördüm, bir önceki cp’de masadan aldığım gıdalar ve tırmanmanın verdiği efor suyumun azalmasına neden olmuştu ki, tam zamanında bu suya kavuşmuştuk. Ki 21.7’deki cp’den bir sonraki cp yaklaşık 16 km gibi bir mesafedeydi, mesafe bir tarafa, tırmanış bu cp’ye ulaşmanın saatler alacağını gösteriyordu. Burada acaba cp’lerin sadece mesafe değil de geçiş sürelerine göre ayarlanıp ayarlanamayacağını da düşünmememizi gerektirmektedir. Yürüyüş halinde olduğumuz bir diğer koşucu arkadaşın saatinden yüksekliği takip ediyorduk. Bir arada ilerlerken önümdeki grup uzaklaşıp ben de hızlanınca arkamda kimsenin olmadığını fark ettim ve mecburen yavaşladım. Zira bu tür bölümleri yalnız geçmek beni ürküttüğü için en azından önümde veya arkamda birilerini görmek istiyorum ve bu nedenle yavaşladım ve bekledim. Gelen diğer koşucularla yola devam ettim.

Artık iki binli rakımlara yaklaşıyorduk ve bitki örtüsünün ormandan, daha bodur, otsu etrafı daha rahat görebilecek kısa türe dönmesini bekliyordum ve ağaçların bittiği noktalara geldik, bu bana moral ve güven vermişti çünkü görüş açımız çok artmıştı. Açık alanla birlikte dağın bazı bölümlerinde kar olan bölgelerin yanından geçiyorduk. Kar suları, akan ufak su akıntıları oluşturmuştu. Ormanda olduğu gibi burada da bitki örtüsü harikaydı, ağaçların yerini ufak yeşil bitkiler ve rengarenk sarı ve mor başta olmak üzere çiçekler kaplamıştı.

Tırmanış – Fot : Naim Bolat

Ama daha yükselmemiz gerekiyordu ki, kullandığımız toprak yoldan da sapıp direk tırmanış yapacağımız patikası olmayan bir alana geldik, artık burada bitki örtüsünün üstünden ilerliyorduk ki, bastığımız yerlerden gelen kekik kokuları harikaydı. Bulutların üstündeydik ve altımızda Bursa inanılmaz bir güzellikteydi. Bu bölümde tırmanırken, metrelerce önümüzdeki koşucuları izliyor, tepelerden geçerken kayboluşlarını görüyorduk, onların peşi sıra bizde ilerliyorduk. Bitki örtüsünün bittiği bir noktada tırmanışa devam ederken ilerimizdeki koşucuların mola verdiğini gördük. Güzel bir haber bir su kaynağı vardı. Bu su kaynağında toplanan 5-6 koşucu sularımızı doldurup yola devam ettik. Bu esnada beni arkadan gelip yakalayan Nazım Abi ile sohbet ettik ve özellikle inişleri çok seri yapan Nazım Abi, bu bölümde beni geçerek yarışa devam etti. Şimdi bitki örtüsünü üstünü taşların kayaların kapladığı bölümdeydik. Yalnız kaldığım bir bölümde rotanın yaklaşık 100 metre dışında bir çoban uyuyor sürüsü otluyordu, çoban köpeğini göz ucu ile takip etsem de bölgesine girmediğim için hiçbir ses çıkarmadı ve ben de ilerledim. Bu sırada kuş uçuşu 100 metre ilerimde olan iki koşucudan nidalar yükseldi, tamam artık tırmanış bitmiş işi kolaylamıştık. Tabi 100 metre olan mesafeyi bile kat etmek oldukça zordu, saatlerdir ilerliyorduk ve bastığımız taşlar ve kayalar nedeni ile ayak tabanlarım ağrıyordu. Her ne kadar tabanları güçlü bir ayakkabı giymiş olsam da, acaba altları daha da kalın olan ayakkabılar mı almalıydım ve bu tür arazilerde kullanmalıydım. Neyse o 100 metrelik alanı geçince yaklaşık 2.300 metre yükseklikte, sanki hayatında ilk defa deniz görmüş biri gibi etkilendiğim o manzaraya denk gelmiştim. Tepeden muhteşem manzara ile kilimli göl, heybeli göl, kara göl ve aynalı göl bizleri selamlıyordu. Göl kenarlarında azda olsa çadırlar kurulmuştu. Göllerin soğuk olmasından ve ortamın sessizliğinden kaynaklı olmasından kayaklı göle girenlerin bağırışlarını duyuyorduk. Bu iniş oldukça dik ve tehlikeliydi benim için, kimi koşucu rahatlıkla ve cesur bir şekilde ilerlerken ben ellerimi ayaklarımı kullanarak tabiri caiz ise, çömelmiş şekilde örümcek gibi ilerliyordum, bu esnada çantamın kenarların taktığım batonlarım takılıyordu ve sonunda batonları çantanın sırtına taktım ve bu bölümde zaman kaybetsem de inişi tamamladım. Aslına bakarsak benzeri inişler, Erciyes Ultra’da da vardı ve biraz da olsa artık tecrübelenmiştim, en azından korkum bir nebze azalmıştı. Bu iki parkur bana daha sonraki zorlu koşullarda da kullanacağım ve çok işime yarayacak örümcek inişi diye tabir ettiğim inişi bana iyice öğretmişti. Bu sırada yine Çekmeköy de birlikte koştuğumuz Naim Polat ile karşılaştık ve bir süre birlikte yol aldık.

Muhteşem Manzara

Kilimli göl’de bulunan 6ncı cp 38nci km’deydi, buraya gelirken oldukça yorulmuştum ve yaklaşık 7-8 saat geçmişti, susuzluk ve açlık hissi büyüktü. Neyse ki bu cp’de peynir, tuzlu çizi, muz ve sağlık ekibinin kendi ekibi için kestiği 1 adet karpuzu ufak dilimlerle bizlerle paylaşması (hayatımda yediğim en güzel karpuzdu) çok güzeldi ve yazın koşulan parkurlar da karpuz olsa ne iyi olur dedirtti, tabi isteklerin sınırı yok, yemeye gelmedik koşmaya geldik 🙂 . Ama yorucu parkurun bu bölümlerinde cp’ler daha zengin ve sık olabilirdi zira bu cp’den sonra ki cp’de artık finişteydi.

Her ne kadar yarış bilgilerinde Uludağ zirve felan denirken, fazla dikkat etmemiş olsam gerek, görevlilere nereye gideceğimizi sorduğumuzda gösterdikleri yer için şaka yaptıklarını, bu rotayı dağcıların kullandığını düşünmeye başlamıştım ki, önümüzdeki kilometrelerde ilerleyenlerin gerçekten belirtilen güzergahta ilerleyen koşucular olduğunu görünce, moralim bozulmakla birlikte 🙂 yarışı süresinde bitirip bitirmeyeceğim konusunda şüpheye düşmeye başladım.

Yine ilerlenen güzergahın benim için en zorlu olan bölümü cp’den yaklaşık 1,5 km sonra gelen taşlık tırmanış alanıydı. Birazda yüksekten az haz etmem nedeni ile yer yer 50-60 cm’ye genişliğine kadar düşen, yüksek irtifadaki geçişleri, bazı yerlerde ellerimi de kullanarak oldukça temkinli bir şekilde yaptıktan sonra (ki birçok koşucu bu bölümde benden daha rahat yürüyerek ilerliyorlardı) daha güvenli bölümde ilerledim. Dağda trekking yapan kişileri görüp, zirveyi sorduktan kısa bir süre sonra zirve karşımdaydı. Açıkçası burada organizasyon ekibinden birileri olur, zirve anını fotograflarlar şeklinde düşünüyordum ama, oteller bölgesinden yürüyüş için gelmiş dağcılar ve gençler vardı. Bu noktada selfie yapmamak olmazdı. Ve kısa bir fotoğraf molasından sonra yola koyuldum.

Ve Uludağ Zirve

Eh zirveye de çıkmıştık, kalanı iniş olmalıydı ama yarışın yükseklik grafiğinde görülen o güzel iniş ve çıkışlar hala oldukça zorluydu. Bu bölümde özellikle su sıkıntısı çektim. Neyse ki etrafta bulunan yürüyüşçülerden su istedim ve birisi yarımda olsa, ufak bir şişesini mataram doldurdu. Anında bu suyu içtim. Susuzluğum geçmese de, psikolojik olarak rahatlatmıştı. Kalan bölümdeki sert inişlerden sonra geldiğimiz düz arazi yolunda artık finişi kollamaya başlamıştım. Bu bölümde tek başıma ilerlerken, yolun ortasında sürüleri biraz ötede olan 3 çoban köpeğinin durduğunu görünce arkamdaki koşucuları bekledim ve onların gelmesi ile birlikte 3 kişi köpeklerin yanından koşmaya devam ettik. Köpeklerinde gıkı bile çıkmadı, aslında onlar sürülerini koruyan köpeklerdi ve muhtemelen tek geçsem de hiçbir şey yapmayacaklardı ama benim korkum ve ön yargım diyelim. Bu esnada yaklaşık 47-48nci kilometrelerde saatimin pili bitti, aslında bir süre önce parkurda saatimi şarj etmiştim. Tekrar edebilirdim ama artık umursamıyordum, zorlu bir parkuru bitirirken tekrar şarj işi ile uğraşmak istemedim ve yarışın son metrelerinde de yaklaşık 500-600 metrelik sert bir inişle, finiş çizgisine ulaştım. Koşuyu 11 saat 36 dakikalık süre ile 48nci sırada tamamladım.

Ve Finiş – Fot : Organizasyon

Benim için Erciyes Ultra Maratonu ile birlikte zemin yapısı nedeni ile en zorlu iki parkurdan biriydi. Ama sanıyorum ki, başta Avrupa ve Amerika olmak kaydı ile Ultra Maraton parkurlarının bir çoğu zaten bu zorluklarda. Bu nedenle hedeflerinde yurt dışı yarışlarına katılmak isteyenler var ise, bu parkurlar çok iyi birer deneyim. Organizasyon ilk kez yapılmasına rağmen bence çok başarılı idi. Çadır alanı çok iyiydi. Yine organizasyonun da katkıları ile organizasyona destek olan Zeyniler Köyü’nün tüm fertlerinin ve resmi makamlarının destekleri çok iyiydi. Bu parkuru bence korumalılar, açıkçası daha kolaylaştırılmasını istemem, ancak cp’ler ile ilgili olarak mesafeden bağımsız uzun zaman alan 38nci km’den sonra bir su ikmal istasyonu olur ise iyi olur.

Dağcılık tecrübesi gerektiğini düşündüğüm için bugüne kadar Aladağlar Ultra’ya girmeyi cesaret edemedim, ancak Aladağlar, Uludağ Ultra, Erciyes Ultra gibi yüksekliğin dolayısı ile tırmanışın bol olduğu koşulara ilk defa gelecek koşucuların en azından, bir iki defa arazi ortamında 40 km üzerinde koşmuş olmasının faydalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü sanki çok rahat patikalarda, çimenlerde koşulacak izlenimi oluyor hepimiz için başta, ama evdeki hesap çarşıya uymuyor. Bu nedenle biraz tecrübe ile gelmek gerekiyor.

Koşu ile kez düzenleniyor olmasına rağmen katılım oldukça iyiydi ;

50K parkurunda koşuya başlayan 84 koşucunun, 60’ı belirtilen süre içerisinde parkuru tamamlarken, 14 koşuşu cut-off zamanının üstünde yarışı tamamladı. Yine 10 koşucuda parkurda yarış esnasında, koşudan çekildi. Yaklaşık %71’lik bir bitirme oranı da parkurun zorluğunu gösterir nitelikte.

75K parkurunda koşuya başlayan 52 koşucunun, 37’si belirtilen süre içerisinde parkuru tamamlarken, 1 cut-off zamanına takılan koşucu ve 14 dnf olan koşucu oldu. Yine bu parkur için %71’lik bir bitirme oranı gerçekleşti.

Organizasyonda ayrıca katılımın çok daha yoğun olduğu 25K ve 10K parkurları mevcuttu, bunlar ile ilgili istatistiki bilgilere yarışmanın resmi sitesinden ulaşabilirsiniz.

Tabi bence organizasyona katılımı arttıran faktörler, düzenleyen ekibin koşu camiasının yakından tanıdığı kişilerden oluşması, katılan gerek yerli gerek yabancı değerli/başarılı koşucuların varlığı oldu diye düşünüyorum.

50K Parkurunu 5 saat 30 dk gibi bir süre ile en yakın rakibinden 2 saat gibi bir süre farkı ile bitiren, Pau Capell Gill’i ilk defa orda gördüm, yarış öncesi bir mülakat olmuş ancak yetişemediğim için dinleyemedim. Barselona’da yaşayan İspanyol sporcu, son  TransGrancanaria 127K parkurunu da birincilikle tamamlamış ve bu sene dünya ultra maratoncuları sıralamasında ilk sıralara tırmanmış bir koşucu. Yaşadığı kentin de çok fazla dağlık olmaması, açıkçası nasıl bu kadar başarılı oluyor sorusunu akla getiriyor, tabi yaş faktörü var, kendisi 1991 doğumlu genç bir atlet. Ancak koşu sonrasında kendisine bu işin sırrını sordum, ve söylediği şu oldu, günde 2-3 saat antrenman yaptığını , yaptığı işi severek yaptığını ve sadece koşmadığını, başkaca antrenmanlarda yaptığını ve yapılması gerektiğini tavsiye etti.

Ekibimizden Nazım Yaman, Yaş Grubunda Birincilik Ödülünü alırken.

Organizasyonun resmi sitesi : http://www.uludagultra.com/

 

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

 

 

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Haziran, Temmuz, Ağustos 2017 Türkiye Koşu Takvimi (June, July, August 2017 Running Schedule in Turkey)

Yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde, bu yıl ilk defa düzenlenecek, Artvin ultra ve Uludağ’da düzenlenecek iki ultra maraton bulunmakta. Şu anki katılımcı sayılarına bakıldığında 14 Temmuz’da yapılacak Uludağ Ultra Maratonu iyi geçecek gibi görünüyor.

Kendini ispat etmiş ekiplerin düzenlediği ve daha önce deneyimlenmiş, Erciyes , Sapanca ve Aladağlar Ultra koşuları daha önce koşulmadı ise mutlaka katılması gerekilen, defalarca koşulabilecek koşu organizasyonları.

Yine her zaman olduğu gibi İstanbul’da yaşayanların evlerinde koşabilecekleri Çekmeköy Ultra koşusu haziran ayı içinde yapılacak.

Tecrübeli ekip Uzun Etap’ın düzenlediği Run Fire Salt Lake Trail de, ekibin deneyimi ve parkur olarak katılmakta tereddüt edilmeyecek organizasyonlardan.

Bu yıl kış aylarında koşulmaya başlanan Kayıp Orman Koşuları’da yine İstanbul’da yaşayanlar arazi patika koşu severler için güzel bir fırsat olarak gözüküyor.

Yeni eklenen organizasyonlar :

Tarih Organizasyon-Yer-Mesafe Web Sitesi
03.06.2017 Artvin Ultra Maratonu 44K/94K http://www.artvinultra.com
03.06.2017 Ultimate Cunda 10,4K http://www.ultimatecunda.com/
03.06.2017 Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K http://www.aakosu.org/
04.06.2017 Sınırsız Dostluk Yarı Maratonu 21K Edirne https://www.dostlukyarimaratonu.org
11.06.2017 Kayıp Orman Koşuları İstanbul, 4K/13K/25K/25K http://www.kayipormankosulari.com
10-11.06.2017 Çekmeköy Summertime Challenge 6-12-24-48-72 Saat http://www.teamultratrailrunner.com/
11.06.2016 Sapanca Ultra Maratonu 8K/30K/52K http://www.sapancaultra.org/
18.06.2017 Uzunetap Caddebostan Gece Koşusu 5K http://www.uzunetap.com
01.07.2017 Uludağ Sky Run (Bursa) 15K/30K/50K http://www.uludagskyrun.com (İPTAL EDİLDİ / CANCELED)
01.07.2017 Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K http://www.aakosu.org/
08.07.2017 Sky Erciyes Kayseri 4,5VK/10K/25K/60K http://skyerciyes.com/
08.07.2017 Longest Day 5k-9k http://www.uzunetap.com
15.07.2017 Uludağ Ultra Maratonu (Bursa) 15K/25/45K/75K http://www.uludagultra.com
29.07.2017 Garmin Runfire Salt Lake Ultra Trail 21K/42K/80K/100Mil http://www.uzunetap.com
05.08.2017 Adım Adım Koşu Belgrad Ormanı 6K http://www.aakosu.org/
12.08.2017 Aladağlar SkyTrail 15K/45K Niğde https://aladaglarskytrail.com
Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Pamukkale Ultra Maratonu 60K

Özellikle son iki yılda düzenlenen organizasyonların çokluğu koşanlar için farklı alternatifler, farklı rotalara gitme şansı sunuyor. Ancak organizasyonların artmasına paralel yeteri kadar katılımcı artışı olmuyor. Bu durumda İznik Ultra gibi İstanbul’a yakın ve çok iyi organize olmuş koşular hariç organizasyon başına düşen katılımcı sayısı düşüyor.

Geçtiğimiz aylarda aynı gün içinde aynı lokasyonda iki farklı ultra maratonun koşulduğu oldu. Bu durumda katılımcı olarak bizlerin, organizasyon seçimine dikkat etmesinde fayda var. Zira aynı yerde yapılan organizasyonlardan birisi çok iyi iken, diğeri katılımcıları hayal kırıklığına uğrattı. İlk defa düzenlenen organizasyonlar için karar vermek adına, organizasyonu düzenleyenlerin daha önceki deneyimleri, katılımcılar gibi bilgilerden yararlanılabilir. Ve koşucuların buluştuğu http://forum.kosugazetesi.com/ platformda bilgi alışverişi yapılabilir. Daha önce düzenlenmiş koşular ile ilgili zaten bir çok blog ve sosyal medya üzerinde yazı bizlere kılavuz olacaktır.

Pamukkale Ultra Maratonu’nu 2017 yılı koşu planıma almıştım. Geçtiğimiz Kasım ayında İstanbul Maraton Fuarında açılan stantlarını ziyaret etmiş ve bilgi almıştım. Düzenleyen Kerim Fevzi Karaoğul’u birebir olmasa da koşulardan tanıyordum, titiz biriydi. Bu nedenle ilk kez düzenlenmesine rağmen karar vermem zor olmadı.

Yine 2017 yılında koşmak istediğim Efes Ultra Maratonu’na gitmeden önce girdiğim sağlık kontrollerinin uzaması nedeni ile koşu antrenmanlarına bir süre ara vermiştim, sonrasında da katılmayı planladığım İznik Ultra Maratonu’na da sonuçlar netleşmediği için katılmadım. Sonuçlar netleştikten ve olumsuz bir durum olmadığını öğrendikten sonra -ki dr.ların bir kısmının uzun mesafeler hususuna pek de sıcak bakmadığı aşikar-, daha önceden karar verdiğim Pamukkale Ultra maratonu için kesin kaydımı yaptım ve ufak ufak antrenmanlara başladım. Haftalık 30-35 km’lik antrenman koşularını son hafta Bakiye Abla’nın Çekmeköy’de düzenlediği ve “eğer uzun ultralara katılacaksanız mutlaka burada antrenman yapmalısınız” dediği organizasyonunda 30K parkurunu koşarak tamamladım.

Koşunun yapılacağı günden 1 gün önce, cuma sabahı uçak ile Denizli Çardak havaalanına güzel bir yolculuk ile ulaştık. Havaalanında önceden bilgi verdiğimiz için organizasyon yetkilileri bizleri karşıladı ve konaklayacağımız otele bizleri taşıyacak servislere yönlendirildik. Otele girişimizde lobi’de organizasyon masası hazırdı ve organizasyonun seyahat acentesi Corvus Travel yetkilisi Canan Hanım bizleri lobide karşıladı. Otele girişimiz ve rahat etmemiz adına bizlere güleryüz ile yardımcı oldular.

Öğlen itibari ile kayıt masasında kayıtlarımızı yaptırmaya başladık. Kayıtlarda  malzeme kontrolünün çok sağlıklı yapılmadığını gördüm. Tabi bunda koşucularında genel itibari eksiği olduğunu düşünüyorum, çoğu zaman olduğu gibi birçok kişi malzeme eksiltme derdinde oluyor nedense. Sonuçta kayıtlarımızı gerçekleştirdik, bu esnada uzun mesafe koşacaklar lobi alanında toplanmaya başladı. Burada özellikle 100 km ve 100 mil koşacak koşucularla tanıştım. Çok ciddi mesafelerdi, onlarla tanışmak, sohbet etmek bile benim için keyifliydi ve hepsi çok iyi bir şekilde motive olmuşlardı. Ancak bir söylenceye göre 100 mil koşusu iptal olacaktı. Koşuya gelmeden de listelere bakmıştım, 100 milde 2 kişi, 100 kmde 4 kişi, 60km’de 23-24 kişi gözüküyordu, 30 ve 15 km’lerde ise toplam 50-60 kişi. Aynı haftasonu bir çok organizasyon vardı, Bozcaada, Manavgat Ultra, Çorum Hitit Koşusu ve Giresun YarıMaratonu ve bir hafta sonra Tahtalı Ultra Maratonu katılımcı sayısının artmasını kanımca negatif yönde etkilemişti.

Kayıtları tamamladıktan sonra, öğle saatlerinde beni desteklemeye Kuşadası’ndan gelen babamı karşıladım ve sonrasında babamla birlikte otele 2 km mesafede bulunan Hieropolis Antik kentini ve Pamukkale travertenlerini görmek için yürüyüşe çıktık. Yaklaşık 3 saatlik bir gezi yaptık. Hava çok sıcaktı ve böylesi bir havada yürüyüş yapmak ertesi gün için çok doğru bir davranış olmasa da, hem babamla gezmenin keyfi hem de ertesi gün beklenen sıcak havaya antrenman olur düşüncesiyle keyifli bir gezi haline dönüşmüştü benim için. Ayrıca bu gezintiyi güzel kılan zamanının en büyük antik kentlerinden biri olan Hierapolis , muhteşem Pamukkale ve şifalı suları da zaten başlı başına görülmeye değer yerlerdi.

Akşam 18:30’da teknik toplantıya girdik. Teknik toplantı başında Kerim Fevzi Karaoğul soru işaretlerini ortadan kaldırdı ve sadece 100 mil değil 100 km koşusunun da iptal edildiğini duyurdu. Benim koşacağım parkur 60k parkuru idi, benim için bir şey değişmese de, iki mesafe için her biri uzak lokasyonlardan gelmiş 6 koşucunun ciddi bir şekilde morali bozulmuştu. Beklenen aşırı sıcaklık ve yerel birimlerden yeteri kadar destek alınamaması, ohal nedeni ile jandarmanın yol geçişlerini sağlamayacağı iptal sebepleri olarak ifade edildi. Bu durumda koşulacak en uzun mesafe 60km parkuru olacaktı. 60k parkuru içinde durum değişmiş , yol geçişlerinin sağlanamamasından dolayı daha önce planlanan parkur yerine, koşu başlangıç/bitiş yeri değiştiği için mevcut 30k parkuru bir de tersten koşularak 60k’ya ulaşılacaktı. Daha önce net olarak 62.7 km gözüken parkurun, yapılan son değişikliklerle 56-57 km olacağı belirtildi.

Teknik Toplantı-Babamla Birlikteyiz

Tüm bu değişiklikler, herkeste içten içe bir hayal kırıklığı yaratsa da, özellikle 100k ve üstü koşucular için ciddi bir problem olmuştu. Açık konuşmak gerekirse, hava sıcaklığının 36-37 derece olacağını biz katılımcılar bile 5-6 gün öncesinden hava raporlarından görebiliyorduk. Bu durumda eğer sıcaklık problemi ki teknik toplantıda sporcu sağlığı için çok üstünde duruldu ve belki de doğru ve güzel bir karardı, ancak bu mesafeleri koşacak kişilere en azından bir kaç gün öncesinden bildirilmeliydi. Yurdun uzak bir köşesinden bu koşu için işinden izin almış plan yapmış, bu koşu için haftalarca çalışmış kişiler için pek de güzel olmadı. Neyse ki, burada koşu camiası profilinin ne kadar olgun olduğunu tekrar farkettiğim bir sonuç oldu ve organizatör ve 100k/mil koşucuları biraraya geldiler ve toplantı yaptılar, bir şekilde olayı tatlıya bağladılar. Organizasyon ekibinin de yapıcı yaklaşımı, koşucular tarafında karşılık bulmuştu 100k ve mil koşucuları seneye bu organizasyonun misafiri olarak tekrar geleceklerdi.

Teknik toplantı sonrasında akşam yemeği ve ertesi gün için son malzeme hazırlığından sonra gece 10 gibi uykuya daldım. Sabah 5 gibi kalkarak, bir gün önceden hazırladığım ufak bir parça peynir ve ekmek ile kahvaltımı yaptım. Malzemelerimi çantama yerleştirerek, koşu başlangıç alanına, yaklaşık Otel’den 600-700 metre mesafeye sabah serinliğinde yürüyerek ulaştık. Teknik toplantıda alınan çok mantıklı bir karar daha önce deklare edilen başlangıç saatinin 07:00 yerine 06:00’a alınması olmuştu. Böylece sıcaktan 1 saat daha az etkilenecektik.

Yarış başlangıcı.

Başlangıç alanından 60k koşucuları olarak start aldık, 30 ve 15k koşucuları bizden 15 dakika sonra başlayacaklardı. Koşu, başlangıç alanından güney istikametine ilerlenerek Hierapolis Antik Kentinin kuzey sırtından dolanarak başladı, bu bölgeye giderken ekin tarlaları ve otlayan koyun sürülerine eşlik eden genç çoban köpeklerine şahit olduk.

Fot : Arif Toprak

Harika bir sabah serinliğinde Hierapolis’in arka bölümünde bizi ultra maratona geldiğimizi hatırlatan bir tırmanış bölümü karşılaşmıştı ve burada batonlarla yürüyerek ilerledim. Yaklaşık 500-600 metre olarak geçilen bu bölümden sonra koşmaya devam ettik, bu bölümde Ege Maratondan yeni tanıştığım Muharrem Tan Abi ile sohbet ederek koştuk ve geldiğimiz güzergahtan geriye döndük. Bu bölümde ilk cp noktası bulunuyordu ve zaten buradan ilk 2 km’de geçmiş, dönüşte de yaklaşık 8nci kilometrede buradan ilerliyorduk. Bu cp’den sonra başlangıç noktasına doğru kuzeye doğru ilerlerken doğu istikametine dönüşle yaklaşık 300 metre rakımda bulunduğumuz noktadan 900 metre rakım seviyesine çıkacağımız sıkı bir tırmanış bölümüne geçtik. Bu bölümde hızlı olan 15 ve 30k koşucuları benim tempomda koşan 60k cıları geçiyordu. Parkur grafiğine göre ilk 17 kilometre yukarı doğru eğimli olacaktı.

Fot : Mustafa Öztürk

İlk sert tırmanıştan sonra daha koşulabilir bölümlerin olduğu bölüme geçtik. Bu bölümde 30 k koşan Hanife Ebru Dönmez ile tanıştım ve bir süre sohbet ederek yürü koşlar yaptık, kendisi kadınlarda ikinci olarak sürdürdüğü koşuyu hızlanarak sürdürdü. Bir sonraki cp (check point) noktası 17nci kilometrede inişin başladığı noktadaydı, burada kısa bir su takviyesi sonrasında parkura devam ettik. Koşuyu Ataşehir Atletizm’den takım arkadaşım  Alim Küçükpehlivan ile birlikte sürdürüyordum. İnişe geçtiğimiz güzergahta bir süre sonra yarışı lider olarak götüren, koşucularla karşılaşır olmuştuk. Parkuru ters istikamette geri dönen koşuculardan aldığımız az kaldı bilgilerinden sonra parkurun son noktasında bulunan cp’ye ulaştık. Yaklaşık 25 km olmuştu, yani deklare edilen toplam 56-57km’den de daha az bir mesafe koşulacaktı. Bu cp’de ikram edilen çorbayı içtikten sonra geri dönüşe başladım. Geri dönüşte de yaklaşık 8-9 km’lik sıkı bir tırmanış bizi bekliyordu. Hava sıcaklığının iyice kendini hissettirdiği sürelerdi. Şapkamı ve altına giydiğim buffı ıslatarak serinlemeye çalışıyordum, su ihtiyacı sıcağın etkisi ile en önemli etken halini almıştı. Bu esnada 12-13ncü sıralarda olduğumu geri dönüş yolunda saydığım koşuculardan hesaplamıştım. Tırmanış güzergahında Alim Abi ile iki noktada 2-3 dk’lık ağaç gölgesi altında mola verdikten sonra yaklaşık 33ncü kilometrelere gelen cp’de sıvı alımı ile su  depolarımızı doldurduk. Bu bölümde güneşin yakıcı etkisinden kurtulmak için güneş kremi ile kollarımızı kremledik. Cpnin kurulduğu güzel ağaç gölgesini geride bırakarak ilerlemeye devam ettik. Bir süre sonra zirveye ulaştık ve aşağı doğru eğimle 900 metre irtifadan 300 metreye inişin en sert bölümüne geldik. Bu bölümde başlarda birlikte koştuğum Muharrem Tan Abi’ye yetiştim ve bir kişiyi geçmenin ve sonlara gelmenin verdiği moral ile hızımı arttırarak koşmaya başladım. Sert inişin olduğu bölüm dikkatli geçilmesi gereken zeminin taşlık ve kaygan olduğu bir bölümdü ve batonlar ile inmeye çalışırken, sırt üstü yere düştüm ve bir kolum batona da takılarak esnedi belki de baton sayesinde korunmuşta olabilir. Bu bölümden sonra indiğimiz ekin tarlalarının kenarından tekrar Hierapolis’in arka bölümüne doğru ilerledik. Aynı bölümü tekrar dolanacaktık ve açıkçası bu bölümü hangi istamette dolanacağımız kısmına cp’de tam bir cevap alamadık. Bu bölümdeki dönüş yerinin kesişimine geldiğimde girilmez işareti bulunan bölümdeki işaret rüzgarında ektisi ile anlamsız bir yönü gösteriyordu ve ben de sabah gidiş istikametinden bu güzergahı dönmeye karar verdim. Sabah koşunun ilk başlarında çok etkilemeyen 600-700 metrelik tırmanış, sıcaklıkla birlikte çok etkili bir hal almıştı ve bırakıp geri dönsem mi düşünceleri oluşmaya başlamıştı. Son bölümde işaretlemenin düzgün olmaması da açıkçası bu bölümde canımı sıkmıştı. Neyse ki kendimi toparladım ve tırmanış bölümünden sonraki inişleri koşarak dönüş yolundaki cp’ye tekrar uğradım ve sıvı alımı ile birlikte su depolarımı doldurdum. Bu cp’den 4 kez geçmiş olduk. Gönüllüler içinde tecrübeli koşucu Tanyar Ablak’ta vardı bu cp’de, onunda burada bulunması koşu esnasında ve cp’ye uğradığımız esnada moralimizi arttıran bir unsur olmuştu. Sonuçta cp’lerde tecrübeli koşucuları gördüğünüzde onların yönlendirmeleri ve destekleri çok önemli oluyor ve iyi hissettiriyor.

Fot : Arif Toprak

Bu bölümden sonra kalan 2-2,5 km’lik bölümü çoğunlukla yürüyerek, bolca su içerek ve müzik dinleyerek tamamladım. Koşu öncesinde 56-57 km için 9.5 saat olarak düşündüğüm koşuyu, 50 km 8.5 saat olarak tamamlamıştım.

Bitiş noktasında madalyamı aldıktan sonra, alanda bulunan çardakta ikram edilen, nohut-bulgur pilavı ve buz gibi Eker ayran (sponsora teşekkürler:)) çok iyi gelmişti. Çok lezzetli olan nohut’un tadı hala damağımda. Benden önce koşuyu tamamlayan arkadaşlarla sohbet ederek. Takım arkadaşım Alim Abi’yi bekledim, onunda koşuyu tamamlamasından sonra otele doğru döndüm.

Ve parkur biter.

Alim Küçükpehlivan ile başlangıç ve bitiş.

Sıcak havanın, bulutların da etkisi ile ilerleyen saatlerde birazda olsa serine dönmesini, otelin sıcak ve soğuk havuzlarında yüzerek değerlendirdik. Sonrasında akşam güzel bir yemek ve uyku ile günün yorgunluğunu attım. Amacımız pazar günü otelden çıkıp Denizli’yi gezmek ve babamı Aydın istikametine yolcu ettikten sonra havaalanına gitmekti. Ama hemen çıkmayalım, otelin bahçesinde güzel manzarada biraz oturalım derken, ödül törenini izlemeye karar verdik. Bu esnada kurulan masaya listeler geldiğinde süreme bakmak için listeye göz attım, yaş grubumda dördüncü sıradaydım, ilk defa bu kadar kürsüye yaklaşmıştım. Yaş kategorileri okunurken Tanyar benim adımıda anons edince bir yanlışlık olabileceğini listede dördüncü göründüğümü söylemeye çalışırken, kesin talimatla 🙂 sahneye çıktım ve ödülümü aldım. Yaş grubunda birinci gözüken koşucu bir şekilde güzergahı kısalttığı için -ki yanlışlıkla olmuş olabilir, bilgim olmadı- zaman cezası almış ve bu vesile ile ilk kez kürsü görmüştüm. Bu kadar kısa sürede böyle bir tespitin yapılmasını çok başarılı bulmakla beraber, bu da benim için oldukça sevindirici bir sürpriz olmuştu.

Fot : Organizayon, Ödül Töreni

Organizasyon başlangıcında çeşitlik aksaklıklar olsa da başta gönüllüler, koşucular ve organizasyon ekibinin özverisi ile güzel bir koşu oldu benim için. Koşunun zorluk derecesi, mesafeninde çok yakın olması nedeni bana göre ile İznik 50 K düzeyindeydi, sıcaklık ise ek olarak zorluk getiren bir faktördü.

Sıcak havalarda, sıvı alımı çok önemli, bu nedenle bu mevsimlerde koşu esnasında en az 1,5 litrelik su taşıma kapasitesi bulundurmak gerekiyor. Ben 1 litrelik bir kapasite ile bazı bölümlerde oldukça zorlandım. Koşu esnasında büyük marketlerden birinden aldığım paket içinde bulunan 2-3 granoladan yedim ve 4 adet tuz hapı kullandım. Bunun dışında çorba ve ufak tefek atıştırmalıklar gayet yeterli geldi. Ayakkabı olarak New Balance’ın ultralar maratonlarda çok memnun olduğum Leadville/1210 modelini kullandım. Yanıma aldığım batonların mesafe görece kısa olsa da faydalı olduğunu söyleyebilirim.

21 Kişinin start aldığı 60k parkurunu 19 kişi tamamladı. Genel sıralamada 11nci oldum.

Ultra maraton için çok güzel bir coğrafya, umuyorum ve inanıyorum ki gelecek yıllarda daha çok katılımla koşulacak bir organizasyon olur.

Strava yarış kaydıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz, saatimi 13 dk geç açtığım için yaklaşık ilk 1.8 km’lik mesafeyi kayıt altına alamadım.

https://www.strava.com/activities/987553760

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Koşu içinde yayınlandı | 3 Yorum

Ocak, Şubat, Mart, Nisan 2017 Türkiye Koşu Takvimi (January, February, March, April 2017 Running Schedule in Turkey)

Merhaba, 2017 Yılının koşu takvimini tüm organizasyonların kesin tarihleri belli olmasa da, 2017 Koşu takviminde görebilirsiniz. Yılın ilk dört ayında yapılacak koşularda aşağıda listelenmiştir. Efes (Ephesus) Ultra Maratonu bu yıl ilk defa yapılacak organizasyon. Organizasyonu Frig-Bodrun-Sapanca Ultra Maratonlarını düzenleyen çok tecrübeli ekip Unlimited Academy düzenliyor. Bu tür organizasyonların kalitesini, düzenleyen ekip’in koşu , dağcılık vb tecrübeleri oldukça etkiliyor. Dolayısı ile programınıza uyuyorsa, pek fazla düşünülmeden katılabileceğiniz bir organizasyon.

efesultra

Resmi sitesi : http://www.efesultra.org , yeni açıldı. Parkur uzunlukları, organizasyonun sosyal medya hesabından 10K-22K ve 55K olarak açıklandı. Yakın zamanda da parkur bilgileri ve kayıt için gerekli bilgiler yayınlanacaktır.

Tarih
Organizasyon-Yer-Mesafe
Web Sitesi
14.01.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
08.01.2017
Adana Kurtuluş Yarı Maratonu-Adana-21K
http://adanakurtulusmaratonu.adana.bel.tr/
15.01.2017
Çekmeköy Winter Challenge-Istanbul-15K-30K-50K
http://www.teamultratrailrunner.com/
22.01.2017
Uğur Mumcu Yol Koşusu-Istanbul-5K
http://www.ugurmumcuyolkosusu.com/
04.02.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
12.02.2017
Çekmeköy Mud Challenge-Istanbul-15K-30K-50K
http://www.teamultratrailrunner.com/
19.02.2017
Geyik Koşuları by ASICS – Belgrad Ormanı-Istanbul-4K-14K-28K
http://www.geyikkosulari.com/
19.02.2017
Trabzon Yarı Maratonu-10K-21K
http://www.trabzonyarimaratonu.com/
26.02.2017
Atatürk’e Koşalım Atatürk ile Koşalım (Alanya)
http://www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
26.02.2017
Aydos Patika Koşusu-Istanbul-10K
http://www.aydos.teamkronos.com/
04.03.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
05.03.2017
Runatolia Maratonu-Antalya-10K-21K-42K
https://www.runatolia.com/
07.03.2017
Kadirli Kurtuluş Koşusu-Osmaniye-Mesafe?
www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
11.03.2017
Çekmeköy Night Challenge-15K-30K-50K
http://www.teamultratrailrunner.com/
18-19.03.2017
Efes (Ephesus) Ultra Maratonu 10K-22K-55K Selcuk-Izmir
www.efesultra.org
19.03.2017
Kayıp Orman Koşuları-Istanbul-4K-13K-25K
http://www.kayipormankosulari.com
25-26.03.2017
Alanya Ultra Maratonu 64K-47K-24K-5K
http://www.alanyaultra.com/
26.03.2017
Aydos Patika Koşusu-Istanbul-10K
http://www.aydos.teamkronos.com/
26.03.2017
Tarsus Yarı Maratonu Tarsus 21K
http://www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
01.04.2017
Adım Adım Koşu-Belgrad Ormanı-Istanbul-6K
http://www.aakosu.org/
08.04.2017
Marmaris Yarı Maratonu (Marmaris) 21K/10K/5K
www.uzunetap.com
22-23.04.2017
Iznik Ultra Maratonu-Iznik-Bursa-5K-15K-50K-90K-140K
http://www.iznikultra.com/
23.04.2017
12. Osmangazi Tarihi Kent Koşusu/Bursa 15K
www.taf.org.tr sitesinden alınmıştır
30.04.2017
Freeatlon Fun Race Marmaris 0.5K Yüzme+15K Bisiklet+5K Koşu
www.uzunetap.com
30.04.2017
İstanbul Yarı Maratonu- 10K-21K-
http://www.istanbulyarimaratonu.org/
30.04.2017
Bodrum Global Run 10K
https://www.globalrunbodrum.com

 

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Kaz Dağları Ultra Maratonu 35 Km Parkuru Raporu

Kaz Dağları Ultra Maratonu’nu, Kayseri Erciyes Ultra Maratonu’nda tanıştığım ve yarış sonrasında küçük fuar alanında sohbet etme fırsatı bulduğum Polat Dede’nin düzenliyor olması katılımım için önemli bir faktör oldu. Kendisinin Tahtalı Sky Run Ultra’yı da düzenlediğini ve bu iş için verdiği emekleri duyunca, en azından Polat’ın düzenlediği bir koşuya katılmalıyım dedim. Öyle ya hafta sonları bir şekilde Çekmeköy , Aydos ormanlarında 30 km’ye yakın koşuyoruz. Bu mesafe için şehir değiştirmek çok anlamlı olmayabilirdi. Ama belirttiğim sebepler ve güzel bir coğrafyayı görebilecek olmamdan dolayı, yarışın 35 km’lik parkuru için 3-4 ay öncesinden uçak biletimi almıştım. Cuma akşamı uçakla gidip, yine aynı yolla pazar akşamı dönecektim. Aslına bakarsak seyahati bir gün önceden yapmıyor olmam, koşuya hedef bir koşu olmayıp yeni organizasyonu destekliyor olmam sebebi ile bu parkur yoğunluğu benim için biçilmiş kaftandı.

Balıkesir Edremite uçan iki havayolundan biri ile cuma akşamı yaklaşık 1 saat rötar ile vardım. Gece saat 12 gibi Güre’de organizasyonun bulunduğu otele 1,5 km mesafedeki otele vardığımda, oteldeki dolapta da sadece 1 şişe su olduğunu öğrendim, yakında açık bir market vs de yoktu. Eşimin ısrarla yemek yiyip yolculuğa çık önerisini iyi ki yerine getirdiğimi düşündüm. Zira uçak firmasının akşam yemeği servisi, hava şartlarından ötürü kaptanın anonsu ile iptal edilmişti. En iyisi biran önce uyumaktı.

Otelde benden iki gün önce gelen Ataşehir Atletizm’den (kısaca AtAt) takım arkadaşım Nazım Abi ve eşi de konaklıyorlardı ve yerimi Nazım Abi ayırtmıştı. Sabah 5 gibi kalkıp organizasyon oteline giderken, gece yemek durumumu paylaştığım için Nazım abi tedarikli gelmiş, peynir ekmek, fıstıklı kraker ve meyvelerin bulunduğu kese kağıdını elime tutuşturmuştu.

Bir gün önceden kit almadığım için organizasyon alanında kitimi aldıktan sonra göğüs numaramı kaybedip 5 dk boyunca aramamı, gönüllü bir arkadaşın çantamı koyduğum sandalyenin altında bulunca kendimi tuhaf hissetsem de, bunu sabah mahmurluğuna verdim. Öyle ya saat ayarları değişince biyolojik saatimizde 1 saat kaymıştı, bunun etkileriydi bunlar :). Umarım yeni saat düzeni bir sonraki dönemde eski haline döndürülecektir.

Kitleri alıp organizasyonun ana sponsorlarından Güre Ramada Otelin oradan otobüslerle yaklaşık 25-30 dk’lık bir yolculuk ile Küçükkuyu’nun kuzey doğusunda bulunan Yeşilyurt köyü’ne geldik. Çok şirin güzel köy kahvesinde son hazırlıklar ve sıcak çay içerken, Nazım Abi’nin verdiği peynir ekmeğin de bir kısmını yedim.

15369112_693134257521117_6011600623692783222_o

Koşu başlangıç alanında sayısal olarak fena olmayan yaklaşık 120-130 kişilik koşucu grubu vardı. Bir çok arkadaşla samimi olmasam da onları sosyal medyadan tanıyor olmak, çekmeköyde birlikte koştuğunuz Team Trail ultra ekibi başta olmak kaydı ile tanıdık arkadaşlarla da ayak üstü görüşmek yarışın başlangıcında motive eden faktörlerdi. Kendisi ile Sky Erciyes’te tanıştığım ve özellikle eğitim ve kitaplar konusundaki yazılarını ilgi ile takip ettiğim Yücel Kalem’le de görüşüyor olmak bu motivasyon kaynaklarından biriydi.

Sabah 7 sularında karanlık bir ortamda kafa lambalarımız ile yola koyulduk. Ataşehir Atletizm 2-3 sene önce Akçay’a taşınmış eski AtAt ekibi koşucusu Erdoğan Abi’de bizlere katılmıştı. Herhangi bir hazırlığı ve lojistik imkanı olmamasına rağmen bizimle başlangıç alanındaydı.

Koşunun ilk kilometrelerinde hava aydınlanana kadar temkinli bir koşu temposu ile ilerledim. Ancak havanın aydınlanması ile birlikte ilk 3-4 kilometreden sonra 4.20-4.30 pace gibi bir hızlara ulaştığım 5-6 kilometrelik bir bölüm oldu. Bu bölümden sonra kısmen duvara çarpmış gibi çıkışlarda oldukça zorlandım, öyle ya pek fazla hazırlığım yoktu ve bir hafta önce antrenman yapacağıma, aile dostlarımızla birlikte yaptığımız, çok da güzel geçen Edirne Seyahati yapmıştık. Ve bu seyahat esnasında uyku, sportif yaklaşım ve beslenme kurallarının zıttı bir hafta sonu geçirmiştim. Anladım ki ne kadar da amatör olsak, bir şekilde organizasyonun yakınlaştığı tarihlerde daha dikkatli olmak gerekirdi.

Zorlandığım yokuşlarda arkadan gelip geçenler ve hızlı olduğum parkurda beni geçenlerle birlikte, Yücel Kalem ile sohbet etme fırsatı bulduk. Durumumu sordu, iyi olduğumu ilettim ve yolumuza devam ettik. Bu sırada, uzunca bir yolları olan 85K koşucuları , Takım Elbiseli Koşucular, HUBİ ; Hüseyin ve Bilal’de bana yetişip geçmişlerdi. İlk cp Adatepe’de 15 nci kilometrede kısa bir mola vererek yoluma devam ettim. İkinci bölümde Erdoğan Abi’ye ve HUBİ’ye yetiştim ve geçtim. Bu bölümde iki güzel dere geçişi yaptık, dizimize kadar sudan geçerken, suyun berraklığı ve saflığı hala unutamadığım kareler şeklinde aklımda kaldı.

15391419_693139254187284_8943980360425870640_o

Yaklaşık 25nci kilometre civarında, genelde bana göre oldukça hızlı giden Mehmet Ali Ok ile karşılaştım, ona yetişmem çok olası değildi, çok hızlı bir günümde de değildim. Kendisi ile konuştuğumda, rahatsızlandığını öğrendim, yürüyor ve ikinci cp’de koşuyu bırakıyor olacaktı. Bir şeye ihtiyacı olmadığını öğrendikten sonra yoluma devam ettim. İkinci cp’yi km 27’de bekliyorduk öyle belirtilmişti, ancak çok dik tırmanışlarla girdiğimiz bir köy alanında 2-3 kilometre boyunca tırmandık ve 29ncu km’de cp’ye ulaşabildik. Burada bir süre dinlendim, güzel bir parkurdu, zaten çok hızlı değildim ve çok fazla bir süre hesabım yoktu. Bu nedenle masadan beslenirken fazlaca acele etmedim. Nazım Abi’nin de bu cp’den benden 25 dk önce geçtiğini öğrenince, kendimi çok sıkmadan ilerlemeye karar verdim. Bir süre çekmeköy ekibinden Mehmet Özel ve Taner Kırbaç ile koştuktan sonra. Onların  temposuna yetişemediğim için arkalarında kalıp parkura devam ettim.

15304177_692908247543718_1352895076244586072_o

Parkurun 25 ile 33ncü kilometreleri arasında devamlı bir tırmanıştan sonra son 3 kilometrede bulunan inişi güzel bir tempoda koşarak parkuru tamamladım. 56 kişinin bitirdiği parkuru 5saat 25 dk’da 29’uncu sırada tamamlamıştım. Saatimin gösterdiği mesafe 35,85 km idi. Yarışın bittiği alan Atlınluk’ta çok güzel bir köy kahvesiydi. Organizasyonun sunduğu çorbadan afiyetle yerken, aralık ayında bizleri ısıtan egenin güneşli pürüzsüz havasını içime çekmeyi ihmal etmedim.

Yarış esnasında 2 kez tuz tableti ve jel kullandım. Çok da kullanmanın gerekli olmadığı batonlarımı da almıştım.

İlk defa düzenlenen organizasyon, benim koştuğum parkurda pek bir eksiklik hissettirmedi. Bir bölümde işaretlemeler bir şekilde koparılmıştı ve bazı koşucular bu nedenle bir süre yollarını şaşırdılar ancak buna organizasyon ekibi hemen müdahale etti. İstasyonlar ve görevli arkadaşlar oldukça iyi ve ilgiliydi.

Zeytinlikler arasında, Ege’nin tarih kokan güzel köylerinden geçilen parkur, trail koşularına uygun bir zemin. Çoğunluğu toprak araziden oluşan zeminin köy geçişleri ve son bölümü ile birlikte 2-3 km’lik bir kısmı asfalt ve döşeme taştan oluşuyor. Koştuğumuz günlerde yağmurun yağmamış olmaması olası bir çamur mücadelesini de mümkün kılmadı. Ancak yağmur yağdığında parkurun zorluğu bir kat daha artacaktır.

Tekrar koşmayı düşündüğüm bir organizasyon oldu. Ancak 85 km’lik parkur için sıkı bir antrenman yapmanın gerektiğini düşünmekteyim.

Yarış ile ilgili bilgilere resmi sitesinden ulaşabilirsiniz : http://www.kazdaglariultramaraton.com/tr/index.html

Bu tür organizasyonların, olmazsa olmazı (ki bazı organizasyonlarda yeteri kadar olmayabiliyor), koşu anlarımızı ölümsüzleştiren fotoğraflar konusunda şanslıydık. Bu yazıda kullandığım fotoğraflarda, organizasyonda fotogralarımızı çeken Goshots.net ekibinin organizasyonun Facebook Sayfasına yüklediği fotoğraflardır.

Koşu içinde yayınlandı | Yorum bırakın